Laktik Asit

Laktik asit vücudumuz tarafından üretilmiş olan bir asit çeşididir. Bunun için klasik olarak her yerde bahsedilen çok kısa anlamı yap yoğun bir egzersiz yaptığımızı düşünürsek, vücudumuzda oluşan bu enzim özellikle birikir ve yoğunluğu ağrıya sebep olmaktadır. Bu açıklama genel ve basit bir şekilde anlatılması, yalın ve yaygın bir şekilde bilinmesi için yeterlidir. Bilimsel olarak yapılan açıklamalar ise şöyle olmaktadır, antrenmana başladığımız sırada, vücudumuz glikoz ve karbonhidrat depolarını biriktirmiştit ve bunlar kullanıma hazır olarak beklemektedir. Kasların dinlenme modunda sertleşmemiş veya katılmamış olma durumu söz konusu olabilmektedir. Bunun için bu kasları ulaşmış olan kan akışı normal seyirde devam etmektedir. Ancak damarlar sertleşmemiş yeterli miktarda kan ise oksijen ile taşınabilir duruma gelmiş bulunmaktadır.

Laktik Asit Nasıl Ortaya Çıkar?

Laktik asit hakkında antrenmana ilk başladığı anda, vücut öncelikle glikojen denilen bir şeyi enerjiye çevirir ve bu sayede güç elde etmeye başlar. Çoğumuzun bildiği gibi glikojen aslında kana çok hızlı bir şekilde karışan ve enerjiye dönüşen bir madde olarak bilinmektedir. Bu sayede vücudumuz çok rahat bir şekilde hareket etmektedir. Vücut glikojenden öncelikle enerji elde eder ve bu güç ile birlikte vücutta kullanıma hazır karbonhidrat birikimlerini enerjiye çevirmeye başlar.

Bu sayede de zaten yağ yakımı başlamış olmaktadır. İşte bu aşamaya geldiğini gelindiğinde, glikojen üretiminden elde edilen yüksek güç kaslarda sıkılaşmak ve kasılmalar başlamasına sebep olmaktadır. Antreman ile ilgili olarak yoğunluk temposu daha da artmaya başladığında, artık vücudun enerji yapmak üzere kullanması gereken oksijen miktarı da artacak, çünkü çok fazla yapılan enerji aktarımı ile birlikte yavaş yavaş vücudun üretmiş olduğu oksijen yetersiz hale gelmeye başlamaktadır.

Laktik Asit Oluşumu

Bu şekilde vücutta yoğun bir çalışma yapılır ve bu şekilde enerji çok fazla kullanıldığı için oksijen ihtiyacı ortaya kadar bu enerji oluşumunda oksijensiz ortamda üretilen bir enerji ile birlikte vücutta laktik asit dediğimiz şey artma gösterişli laktik asidi de sizlerin istirahat halindeyken az miktarda olsa kanında bulunan çok özel bir asittir. Üretilen bu asit kaslardan alınır ve karaciğere taşınmaya başlanır. Yeniden enerji kaynağı olarak kullanılmak üzere de parçalanarak vücuda sunulur. Bu yoğunluk sayesinde asit ile birlikte vücudun direnci ve dayanıklılığı yani mukavemeti arttırılmış olur.

Ajitasyon Nedir

Bu yazımızda sizlere ajitasyon nedir? Ajitasyonu yapmak nedir? ajitasyonlar nasıl yapılır? Ajitasyonun propaganda ile farkları nelerdir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz.

Ajitasyon Nedir?

Konuşulan veya yazılan ajitasyonun, genellikle bir olaya ve bir çelişkiye odaklanır ve çok sayıda insana güçlü bir şekilde açık bir fikir vermeyi amaçlar. Bu, göz kamaştırıcı bir çelişkiyi açığa çıkarmak ve yapmak için keskin bir bıçak gibidir. ABD hükümetinin, demokrasiyi getirme bayrağı altında İran Şahı’na verdiği destek üzerine odaklanan bir ajitatörün, Şah’ın onları sokakta vurarak halka getirdiği “demokrasi” ye odaklanacak ve  emperyalist demokrasinin içeriğini ortaya çıkaracaktır.

Ajitasyon Yapmak

Şimsi size ajitasyon.rg sitesinden bir alıntı paylaşalım;

Ajitasyonu yapanlara ajitatör dendiğini duymuşsunuzdur. Peki, bu ajitatörler ne yapar? Tanımda da belirttiğimiz gibi esas amaç kışkırtma, duygu sömürüsü yapma, zihin ve duygularda sarsıntı yaratmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda ajite ve propaganda süreçleri işletilir.

Bu yöntemler için en önemli gereksinim iyi bir hatip olmaktır. Etkili konuşma ve iletişim bu noktada çok önemlidir. Karşımızdakinin algısını dağıtmadan bir iletişim süreci işletmek ve kendi amacımıza uygun davranış ve psikolojiye sevk etmek oldukça zordur. Hele ki karşımızdaki insanı harekete geçirmek istiyoruz yani kışkırtmak istiyoruz bunun için oldukça etkileyici olmamız gerekir. Ajitasyonun esasında bu noktada temel bir ayrıma uğruyor birincisi gerçekler üzerinden gerçekleştirilen kışkırtmalara ajitasyon denmesinin yanında ikinci olarak yalan ve yanlışlar üzerine gerçekleştirilen kışkırtmalar manipülasyon olarak değerlendirilir.

Sözlü İkna Yöntemleri

Günlük yaşantımızda tartışmaların bir parçası haline gelen bazı kelimeler vardır. Demagoji, ajitasyon, diksiyon, vb. ifadeler, çoğu tartışmanın esas belirleyeni olabilmekte. Ajitasyona benzer bir şekilde demagoji; insanların duygularını kamçılayarak, okşayarak yada onlara gerçek dışı bilgiler vererek ikna etme-inandırma yöntemidir.

Demagojinin dilimizdeki eş anlamlısı laf cambazlığıdır. Demagoglar insanların onlara inanabilmeleri için her türlü bilgi kirliliğini yaratabilir. Bilgileri çarpıtabilir, yanlış bilgiler üretebilir, duygu sömürüsü yaparak sizi mantıklı düşünmekten alıkoyabilir.

Etkili konuşmak için yapılabileceklerden biri de diksiyona dikkat etmektir. İyi, baskın bir diksiyon, karşınızdaki insanları ikna etmek için çok önemlidir. Birçok siyasetçi kendilerini geliştirmek için diksiyon kurslarına gitmektedirler.

Alıntıda da görüldüğü üzere, ajitatörler çok iyi hitabet yeteneğine sahiptirler. Diksiyonları düzgün, retorikleri sağlamdır.

Kaynaklar

https://www.marxists.org/history/erol/ncm-8/rcp-agit-prop.htm

http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQWdpdGF0aW9u

http://ajitasyon.org/ajitasyon-nedir/

 

Güneş Lekeleri Nasıl Geçer

Güneş lekesi ismini sık sık duyarız. Birçok kişi bu problemden muzdarip ve endişelidir. Ciltte çirkin bir görüntü oluşturmasının yanı sıra ciddi bir cilt problemidir. Peki bu güneş lekeleri tam olarak nedir? Aslında kelimenin kendisi anlamını açıklıyor. Güneş lekeleri, güneşe aşırı maruz kalma sonucunda ciltte oluşan kahverengi lekelerdir. Güneşin yaydığı zararlı ultraviyole ışınları güneş lekelerine neden olur.

Güneş lekeleri açık tenli kişilerde daha sık görülür. Bunun nedeni vücutlarında daha az miktarda melanin bulunmasıdır. Melanositler tarafından üretilen melanin içeriğinin düşük olması güneş lekeleri oluşumunu teşvik eder. Aşırı melanin miktarı da cilt için zararlıdır. Cildin daha koyu görünmesine neden olur. Aşırı melanin üretimine aynı zamanda hiperpigmentasyon da denir.

Ciltteki güneş lekeleri uzun zamandan beri karşılaşılan bir sorundur. Cilt bakım endüstrisi güneşin olumsuz etkilerine karşı uzun yıllardır bir savaş içerisinde. Kozmetik mağazalarında ve eczanelerde kolaylıkla bulabileceğiniz birçok ürün piyasaya sunulmuştur. Bunların çoğu güneş lekeleri tedavisinde etkindir fakat kimyasal içeriklere sahip olduklarından cildinize zarar verme ihtimali de oldukça fazladır.

Cilt bakım ürünlerinin kimyasal içeriklerine maruz kalmadan güneş lekelerinden kurtulmak da mümkün. Evinizde bulunan malzemelerden kolaylıkla yapabileceğiniz ve tamamen doğal olan bu tedavilerle cilt lekelerinden kurtulabilirsiniz.

Limon Suyu

Bir limonu sıkıp suyunu çıkarın. Bir pamuklu çubuk yardımıyla güneş lekelerine uygulayın. Birkaç dakika bekletip yıkayın. Bu işlemi haftada 3 kez tekrar edin.

Limon suyu uzun yıllardan beri kullanılan bir güneş lekesi düşmanıdır. Limon içerisinde bulunan asitler güneş lekelerine karşı etkili olacaktır. Uygulandığında oluşacak olan yanma hissi de bu nedendendir. Ayrıca limon suyu; kuru ciltler için nemlendirici işlevi de görecektir.

Karpuz

Doğradığınız karpuzu alıp etkilenen bölgeye sürüp bekleyin. 30 dakika sonra soğuk su ile durulayın.

Karpuz yaşlanma önleyici etkiye sahiptir ve A, B ve C vitamini bakımından oldukça zengindir. Bu sebeplerle en etkili güneş lekesi tedavilerinden biridir ancak anında sonuç vermez. Karpuz ile güneş lekelerini iyileştirmek oldukça zaman alacaktır.

Yeşil Çay

Hazır yeşil çay poşetini kaynar suyun içinde birkaç dakika bekletin. Çıkarıp sıkıştırdığınız poşet çay torbasını günde iki kez güneş lekeleri üzerine sürtün. Yumuşak bir şekilde uygulayıp cildinize zarar vermemeye dikkat edin.

Yeşil çay sağlığımız için iyi olmasının yanı sıra güneş lekeleri üzerinde de çok etkilidir. İçerisinde bulunan antioksidanlar güneş ışınlarının neden olduğu hasarların iyileşmesine yardımcı olacaktır.

Elma Sirkesi

1 çay kaşığı limon ile 1 çay bardağı elma sirkesini karıştırın. Pamuklu bir çubuk yardımıyla güneş lekeleri üzerine uygulayın. Gece uyumadan önce uygulamanız ve sabaha kadar yüzünüzde kalması daha iyi olacaktır. Uyandığınızda yıkamayı unutmayın. Bu tedaviyi en az 6 hafta kullanmalısınız.

Elma sirkesi, içerdiği alfa hidroksil asitler sayesinde güneşin zararlı ışınlarına karşı çok etkilidir. Limon suyu ile beraber kullanılması onu daha güçlü yapacaktır.

Tereyağı

Bir pamuk veya bez yardımıyla tereyağını güneş lekeleri üzerine sürün ve yarım saat bekleyin. Ardından ılık suyla durulayın.

Tereyağı içerisindeki laktik asit cilt için oldukça yararlıdır. Deriyi derinlemesine temizleyerek güneş lekelerini iyileştirmeye yardımcı olur.

Süt

Pamuklu bir çubuk yardımıyla etkilenen bölgeye süt uygulayın. 2 dakika bekledikten sonra soğuk suyla durulayın. Süt ile 2 çay kaşığı domates suyunu karıştırmanız iyileştirmeyi hızlandıracaktır.

Süt de cildin temizlenmesini ve hücrelerin yenilenmesini teşvik eden laktik asit bakımından oldukça zengindir.

Soğan

Bir çorba kaşığı soğan suyu ile bir çorba kaşığı balı karıştırın. Karışımı güneş lekeleri üzerine sürüp 15 dakika bekleyin. Ardından bol su ile durulayın. Ayrıca bal ile karıştırmadan sadece soğan dilimleriyle de etkilenen bölgeyi günde iki veya üç kez ovabilirsiniz. Soğan yerine sarımsak kullanmanız da aynı sonuca ulaştıracaktır.

Soğan doğal bir beyazlatıcıdır. İçerisinde bulunan asitler cildinizin parlamasına ve aynı zamanda güneş lekelerini gidermeye yardımcı olacaktır.

Hint Yağı

Hint yağını bir pamuk yardımıyla güneş lekelerine uygulayın. Birkaç dakika masaj yaparak emilmesini sağlayın. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez tekrar edin. Ayrıca hindistan cevizi yağı, badem yağı veya zeytinyağı da kullanabilirsiniz.

Salatalık

Bir salatalığı rendeden geçirip üzerine 2-3 çay kaşığı limon ve bir çay kaşığı gül suyu ekleyin. Malzemeleri karıştırarak macun kıvamına getirin. Güneş lekeleri üzerine uygulayıp kurumasını bekleyin ve ardından ılık suyla durulayın.

Parlak ve temiz bir cilde sahip olma yolunda en önemli arkadaşlardan biridir salatalık. Anlattığımız maskeyi haftada 3 kez uygulamanız; güneş lekelerinden arınmış, pürüzsüz ve berrak bir cilde sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

Güneş Lekeleri Ve Korunmak İçin İpuçları

  • Güneşli havalarda dışarı çıkacaksanız şemsiye kullanın.
  • En az 30 faktörlü güneş kremi kullanın. Güneş kremi bir kalkan gibi davranarak cildinizi güneşin zararlı ışınlarından koruyacaktır.
  • 10.00 ile 16.00 saatleri arasında mecbur değilseniz güneş ışınlarına maruz kalmayın. Bu saatler zararlı ışınların en güçlü olduğu saatlerdir.
  • E vitamini bakımından zengin yiyecekleri tüketmeyi ihmal etmeyin. Sağlıklı ciltler için gerekli olan E vitamini cildi ölü hücrelerden arındırır.
  • Nemlendiriciler veya makyaj malzemelerinin güneş koruyucu etkisine güvenmeyin. Bunlar, içerisinde güneş kremi bulundurabilir ama cildinizi güneşten korumak için yeterli olmayabilir.
  • Mutlu olun. Zihninizi stresten arındırın. Stres, tüm vücudumuza olduğu gibi cilt lekeleri için de olumsuz etkiye sahiptir.

Sosyal Mühendislik Nedir

Bu yazımızda sizlere sosyal mühendislik nedir? nasıl yapılır? zararları nelerdir? kimler tarafından uygulanır? nasıl korunulur? gibi soruların cevaplarından bahsedeceğiz.

Sosyal Mühendislik Nedir

Sosyal mühendislik, aslında teknik hackleme tekniklerini kullanmaktan veya kullanmaktan ziyade insan psikolojisini kullanarak binalara, sistemlere veya verilere erişme sanatıdır. Örneğin, bir yazılım savunmasızlığını bulmaya çalışmak yerine, bir sosyal mühendis, bir çalışanı arayabilir ve bir Enformasyon teknolojileri destek elemanı olarak görev yapabilir ve çalışanı şifresini ifşa etme konusunda kandırmaya çalışabilir.

Sosyal Mühendislik Nasıl Yapılır

Şimdi size sosyalmuhendislik.org sitesinden bir alıntı paylaşalım;

Sosyal mühendislik saldırıları bir veya daha fazla adımda gerçekleşir. Bir fail, ilk olarak, planlanan kurbanı, saldırıya devam etmek için gerekli olan potansiyel giriş noktaları ve zayıf güvenlik protokolleri gibi gerekli arka plan bilgilerini toplamak için inceler. Ardından, saldırgan mağdurun güvenini kazanmaya ve hassas bilgileri açığa çıkarmak veya kritik kaynaklara erişim izni vermek gibi güvenlik uygulamalarını ihlal eden sonraki eylemler için uyaran sağlamak üzere hareket eder.

Sosyal mühendisliği özellikle tehlikeli kılan şey, yazılım ve işletim sistemlerinde güvenlik açıklarından ziyade insan hatasına dayanmasıdır. Meşru kullanıcılar tarafından yapılan hatalar daha az tahmin edilebilir, bu da onları kötü amaçlı yazılım tabanlı bir saldırıdan ayırt etmeyi ve engellemeyi zorlaştırır.

Sosyal Mühendislik Önlemleri

Sosyal mühendisler, merak veya korku gibi insani duyguları, şemaları yürütmek ve kurbanlarını tuzaklarına çekmek için kullanırlar. Sosyal mühendislik zararları çok çeşitlidir. Bu nedenle, bir e-posta ile endişe duyduğunuzda, bir web sitesinde görüntülenen bir teklifin ilgisini çektiğinizde veya hakkında yalan söyleyen dijital medyaya rastladığınızda dikkatli olun. Dikkatli olmak, dijital alanda gerçekleşen sosyal mühendislik saldırılarına karşı kendinizi korumanıza yardımcı olabilir.

Ayrıca, yukarıdaki ipuçları sosyal mühendislik hacker’ları ile ilgili dikkatinizi arttırmanıza yardımcı olabilir.

Kurban Olmaktan Kaçınmaya Çalışın 

Kimlik avı saldırıları yaygın, kısa ömürlü ve başarılı bir kampanya için yalnızca birkaç kullanıcıya ihtiyaç duyduğundan, kendinizi korumak için bazı yöntemler vardır. Çoğu, önünüzdeki ayrıntılara dikkat etmekten çok daha fazlasını gerektirmez. Kendinizi kurban edilmekten kaçınmak için detayları aklınızda bulundurun.

Kaynaklar

https://www.csoonline.com/article/2124681/social-engineering/what-is-social-engineering.html

https://www.webroot.com/us/en/resources/tips-articles/what-is-social-engineering

http://sosyalmuhendislik.org/sosyal-muhendislik-nedir/

Askorbik Asit Cilde Faydaları

İlk duyulduğunda tehlikeli bir maddeymiş izlenimi verse de askorbik asit denilen şey aslında C vitamini anlamına gelmektedir. Bazı hayvanlar bu vitamini kendileri üretebilmelerine rağmen insan vücudu C vitamini üretemez. Bu ihtiyacı gıdalarla karşılamak durumundadırlar. Başta narenciye grubu olmak üzere çoğu taze meyve ve sebzede bol miktarda C vitamini bulunur. Ayrıca laboratuvar ortamında da C vitamini üretilmesi mümkündür ki adına askorbik asit denir. Genel olarak hatlarıyla bahsettikten sonra askorbik asidin cilde faydaları bölümüne geçeceğiz.

Askorbik asit, geçmişte C vitamini eksikliği sebebiyle oluşan dişeti kanamaları ve zayıflık olarak kendini gösteren iskorbüt hastalığı tedavisinde kullanılır. İskorbüt çoğunlukla denizciler gibi karadan uzun süre ayrı kalanlarda görülürdü. Yolculuk esnasında yeterli meyve ve sebze tüketilmediğinde iskörbüt hastalığına yakalanılıyordu. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte yolculuklar eskisi kadar uzun sürmediğinden ve gemiler stoklarını bitirmeden yolculuklarını tamamladığı için bu hastalığa pek rastlanmaz.

Günümüzde ise sıklıkla soğuk algınlığının önlenmesine ve tedavisine bağışıklık sistemini güçlendirerek yardımcı olması için kullanılmaktadır. Vücuttaki stres düzeyini azaltır ve çok güçlü bir antioksidandır. Bunların yanında diş eti rahatsızlıkları, bronşit, tüberküloz, AIDS ve prostat gibi çok ciddi rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılır. Askorbik asit faydaları arasında; fiziksel dayanıklılığı arttırmak, yaşlanmayı geciktirmek ve vücudu uyuşturucudan arındırmak gibi çok önemli işler de vardır. Yapılan çalışmalarda kansere yakalanma riskini düşürdüğü de gözlemlenmiştir.

Askorbik Asidin Cilde Faydaları

C vitamininin karşılaştığımız veya karşılaşma ihtimalimiz olan hastalıklara karşı neler yapabildiğini gördükten sonra cildimize olan faydalarına bakalım. Askorbik asit sadece suçlularla savaşmaz aynı zamanda suçu olmayanların daha iyi bir hayat sürmesine neden olur. Biraz karmaşık bir cümle olmuş olabilir ama açıklayınca ne demek istediğimiz anlaşılacaktır. C vitamini sadece hastalıkların ve rahatsızlıkların tedavisi amacıyla kullanılmaz. Aynı zamanda herhangi bir rahatsızlığı olmayan cildimizi güneş ışınlarına karşı koruyarak güneş lekesi oluşumunu engeller, kolajen üretimini arttırarak yaşlanmayı geciktirir ve melanin üretimini azaltarak kahverengi lekeleri iyileştirir.

UV Işınlarına Karşı Koruma

Güneş lekeleri, güneş ışınlarına aşırı maruz kalma sonucunda meydana gelen lekelerdir. Güneşli havalarda dışarı çıkıldığında en az 30 faktörlü güneş kremi kullanılması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak güneşten yayılan zararlı ultraviyole ışınlardan koruma işini sadece güneş kremlerinin yaptığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Askorbit asit güneş kremi değildir ancak cildi UV ışınlarından kaynaklanan serbest radikallerden korur. Bu; güneşe maruz kalmanın olumsuz etkilerini azalttığı anlamına geliyor.

Kolajen Üretimini Arttırır

Bilindiği üzere kolajen eksikliği, yaşlılık belirtisi olan kırışıklıkların en önemli nedenidir. Askorbik asit kolajen moleküllerini düzenleyen ve arttıran en önemli etkendir. Cildinizde hiç kırışıklık olmaması durumunda ise cildinizdeki kolajen kalitesini arttırarak olası kırışıklıkları da engeller. Bu sebeple anti-aging özellikli cilt bakım ürünlerinin neredeyse hepsinde askorbik asit bulunur.

Kahverengi Lekeleri Azaltır

Vücuttaki aşırı melanin üretiminin, melazma adı verilen ve çoğunlukla kadınlarda görülen kahverengi lekelere neden olduğundan bahsetmiştik. Askorbik asit, melanin üretimini düşürmenin yanı sıra aynı zamanda üretilen melaninin kalitesini de arttırarak kahverengi lekelerde iyileşmeye neden olur.

Torosların Zirvesinde Tatil

Pozantı’nın ilk çağlardaki adı olan Pendosis Torosların zirvesindeki malikânenizdir. Birçok ulusun yaşadığı Pendosis şehri kalıntıları ile Gülek boğazı yolu üzerine kurulmuş olan Pendosis tarih boyunca coğrafi konumu bakımından önemli bir yere sahip olmuştur.  Adana havalimanına 55 dakika mesafede yer alan Pozantı ilçesi tatil köyünün bulunduğu, otoyol, demiryolu ve devlet yollarının birleştiği bir ilçedir. İnanç merkezleri koridoru üzerinde bulunan tatil köyü Pendosis, dört mevsim hizmete açıktır. Bozulmamış bir doğaya sahip olan Pendosis, rafting, trekking,  fotoğrafçılık, tarih, ekolojik, sağlık, kaplıca,  ve botanik çeşitliliği bünyesinde toplayan bir bölgededir.

Pendosis Karboğazı Kayak tesislerine 25 dakika, Saint-Paul kilisesi, Kleopatra Kapısı ve Ashab’ı Kehf’in yer aldığı Tarsus ilçesine 45 dakika, Kapadokya’ya, Mersin-Viran Şehir, Kızkalesi, Adam Kayalar, Cennet-Cehennem, Adam Kayalar, Kanlı Divane antik kentine 1,5 saat mesafede yer almaktadır.

Ayrıca Hatay’da bulunan Saint-Pierre, Harbiye ve dünyanın 2. büyük mozaik müzesine de 2,5 saat mesafede bulunmaktadır. İpek yolu ve 5000 yıllık tarihi Kalya yolu Pozantı’dan geçmektedir. Pozantı İç Anadolu’yu Akdeniz kıyılarına bağlamaktadır.

Pozantı Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Kahramanmaraş, Gaziantep, Mersin, Osmaniye, Adana, Konya, Ankara, Kayseri, Kapadokya, Ihlara Vadisi gibi tarihi ve turistik merkezlere ile bağlantılıdır. Bölgede kış ve yaz turizminin yoğunlaştığı alanlar genellikle Çiftehan Kaplıcaları, Ulukışla, Aladağ Milli Parkı, Karagöl ile Bolkar Dağları, Demirkazık zirvesi bölgeleridir.

Pendosis Otel

25 dönüm arazi üzerine kurulmuş Akdeniz’in Toros Dağları’na bakan Pendosis Tatil Köyünde Pendosis Otel yer almaktadır. Otelin doğal kaynak suyu olan, çam ağaçları ile çevrili nefes kesen bir manzarası vardır.

Otelin 6 aile süiti, 3 şömineli süit, 16 kademeli aile süiti, 17 standart odası, 1 engelli odası, 2 vip villa ve 8 çatı katı yer yataklı odası bulunmaktadır. Sade ve şık bir şekilde dizayn edilen odalarda rahatlıkla kalabilirsiniz. Ayrıca odalarda uydu TV, telefon, kablosuz internet bağlantısı, mini bar, saç kurutma makinesi ve özel eşyalarınızı saklayabileceğiniz bir kasa yer almaktadır. Odalar merkezi ısıtma sistemi ile ısınmaktadır.

Pendosis Otel’in barbecue barı, havuz barı, şömine barı, çok amaçlı eğlence merkezi olarak düşünülmüş olan Çalkapı barı, 1 adet A’la Carte restoranı, çocuklara özel yüzme havuzu ve oyun parkı, açık havuz, kapalı havuz, plaj ve otopark bulunmaktadır.

Ayrıca otelde çocuk bakım hizmeti de mevcuttur. Otelde bulunan basketbol, tenis ve voleybol sahaları sayesinde de güzel vakit geçirme imkânı bulabilirsiniz. 0-6 yaş çocuklardan ücret talep edilmemektedir.

Pendosis Otel şehir merkezine 55 dakika, Tarsus’a 80,  Adana Havalimanı’na 95 km,  Mersin’e 120, Nevşehir’e 190, Kayseri’ye 240, Konya’ya 260, Kahramanmaraş’a 270, Antakya’ya 280, Gaziantep’e 290 ve Ankara’ya ise 370 km mesafede yer almaktadır.

Adana’da Gezilecek Yerler

Taş Köprü: Adana’nın tarihi eserlerinden biri olan ve Roma İmparatoru Hadrian tarafından 2. Yüzyılda yaptırılan Taş Köprü Seyhan Nehri üzerine kuruludur. Dünya’nın araç trafiğine açık en eski köprüsüdür. 21 gözlü olan Taş Köprü günümüzde kara kısmının taşlar ile doldurulması sebebiyle şu anda 14 gözlü olarak görünmektedir.

Ulu Camii: Çok önemli uygarlıklardan biri olan Ramazanoğulları’nın geride bıraktığı en önemli yapılardan biri olan Ulu Camii eski şehir bölgesinde yer almaktadır. İnşası 1541 senesinde biten camiinin duvarları ve içerisindeki mimarisi tarihi dokusunu korumuştur.

Ramazanoğlu Medresesi: Ramazanoğlu Beyliği’nden ayakta kalan Ramazanoğlu Medresesi Ulu Camiinin hemen karşısında yer almaktadır. Huzur dolu bahçesi ve oturup dinlenilecek güzel avlusu ile Adana’nın görülmeye değer mekânlarından biridir. İçeride ney enstrümanı çalan gençlere denk gelebilirsiniz.

Tarihi Saat Kulesi: inşaatına 1881 yılında başlanan saat kulesi 1882 yılında tamamlanmıştır. Türkiye’nin en uzun saat kulesi olan bu saat kulesi 32 metre yüksekliğindedir.

Tarihi Kazancılar Çarşısı: Şehrin çarşısında yer alan Kazancılar çarşısı, bakır ve kazan imalatı ve tamiratı yapan dükkânların yer aldığı eski ve tarihi bir çarşıdır.

Adana Etnografya Müzesi: Önceleri kilise olarak kullanılan bina, 1924 yılından sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Müzenin içerisinde Çukurova köylerinde ve Toroslarda yaşayan yörüklere ait eşyalar yer almaktadır.

Bebekli Kilise: Kazancılar çarşısına 10 dakika yürüme mesafesinde yer alan kilise, 1880’li yıllarda St. Paul adına bir İtalyan Katolik kilisesidir. Kilisenin özelliği kilise üzerinde yer alan Meryem Ana’nın elinde tuttuğu 2,5 metrelik tunç heykelinin bebeğe benzetilmesinden dolayı Bebekli Kilise olarak anılmaktadır.

Atatürk Parkı-Ziyapaşada-Gazipaşa ve Atatürk Caddeleri: Atatürk parkı boyunca birçok farklı kafe, restoran ve eğlence merkezleri yer almaktadır. Ziya Paşa Caddesinde birçok lüks mağaza ve kafeler yer almaktadır. Alışveriş için oldukça güzel bir bölgedir.

Adana Merkez Parkı: Türkiye’nin en büyük parkı olma özelliğine sahip bu park yemyeşil devasa bir alandan oluşuyor. Adana gezisinde mutlaka bu parka uğrayın ve doğanın tadını çıkarın.

Sabancı Merkez Camii: Türkiye’nin ve de Ortadoğu’nun en büyük camisi olarak bilinen Sabancı Merkez Camii Seyhan nehrinin hemen kıyısında kuruludur. Nehir kenarında hoş bir manzara sunan caminin 99 metre yüksekliğinde 6 tane minaresi bulunmaktadır. Caminin 4 yarım kubbesinin 4 halife ve 4 mezhebe, 6 minarenin imanın 6 şartına, 5 kubbenin ise İslam’ın 5 şartına denk geldiği bilinmektedir. Avlusunda yer alan 28 kubbenin Kur’an da adı geçen 28 peygambere, caminin ana kubbesinde yer alan 40 pencerenin ise Hz. Muhammed’in peygamber olduğu yaş olan 40’a ve 99 metre yüksekliğindeki minarelerin ise Allah’ın 99 güzel ismine denk geldiği bilinmektedir.

Arkeoloji Müzesi: Türkiye’nin en eski 10 müzesinden biridir. Cumhuriyet’in ilanından 1 yıl sonra inşa edilmiştir. Müzede Hititlere ait Kapı arslanı, lahitler ve yazıtlar yer almaktadır. Ayrıca eski dönemlere ait pek çok farklı hayvan, tanrı ve tanrıça figürleri de sergilenmektedir. Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.

Atatürk Müzesi: Kuvayı Milliye döneminden kalan büstlerin, Atatürk’ün bal mumu heykelinin, çok sayıda kitabın sergilendiği bu müze Atatürk’ün 15 Mart 1923’te Adana’da ziyaret ettiği yerdir.

Adana Sinema Müzesi: Yılmaz Güney, Ali Şen, Şener Şen, Orhan Kemal, Abidin Dino gibi sinemada emeği geçen Adanalı sanatçıların balmumu heykellerinin sergilendiği bir müzedir.

Seyhan Barajı Gölü: Adana’nın kuzeyinde kalan göl tam huzur bulunacak dinlenmelik bir yer. Göl boyunca küçük seyyar satıcılar bulunmaktadır. Ayrıca akşam yemeği yemek için çok güzel restoran ve kafeler de bulunmaktadır.

Misis Köprüsü: Adana’nın ayakta kalan önemli tarihi yapılarından biri olan Misis Köprüsü Ceyhan Nehri üzerinde yer almaktadır. Ceyhan Nehri civarında yer alan Misis Höyüğünden çıkarılan tarihi mozaikler Misis Mozaik Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

MS hastalığı nedir (Multipl skleroz)?

Multipl skleroz (MS hastalığı) beyin ve omuriliğe saldıran bir hastalıktır.Ne yazık ki, MS hastalığının hala bir  tedavisi yoktur. Ancak semptomları önleyecek birkaç çözüm yolu vardır. Bu duruma sahip birçok insanın semptomları kontrol edilebilir ve aktif, sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olunabilir.

Multipl skleroz

Beyin gövdesi kontrol merkezi, hareket, denge, duyu ve akıl gibi belirli işlevleri kontrol eder. Beyin miyelin adı verilen koruyucu bir tabaka ile kaplanır sinirler yoluyla mesaj gönderme ve alma  işlevlerini kontrol eder. MS hastalığı beyin ve omurilik sinirlerini kaplayan miyeline zarar verir. Bu katmanın kaybı sonucu etkilenen sinirler nedeniyle mesajları daha yavaş aktarır veya hiç aktarılmaz duruma gelir.

MS hastalığının nedenleri ve risk faktörleri

MS hastalığının nedeni bilinmemektedir, ancak çoğu araştırma, bunun bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık olduğunu göstermektedir.Bu, bilinmeyen bazı ajanların vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirdiği ve yanlışlıkla miyelinlere saldırıp yok etmeye yöneldiği anlamına gelir. MS hastalığı genellikle yetişkinlerde 20 ila 40 yaşlarında ve kadınlarda erkeklere nazaran daha fazla görülür. Ayrıca, aile öyküsünde MS hastalığı olan kişilerin bu hastalığa yakalanmaları daha olasıdır. Sigara içmek MS’ye neden olmaz, ancak semptimlarını daha da kötüleştirebilir.

MS Türleri

MS’in üç ana türü vardır:

  • Tekrarlayan remitter:Bu tip MS hastalığı en sık görülendir. Belirtiler, ataklar ve salgınlar şeklinde ortaya çıkar. Bu evreden sonra kısmi veya toplam iyileşme dönemleri gelir. Saldırılar zamanla daha da kötüleşebilir.
  • İlerleyici primer:Bu MS türü, zaman içinde yavaş yavaş kötüleşen semptomların  başlamasıyla karakterizedir. İyileşme dönemi yoktur.
  • Sekonder progresyon:Bu tip MS relapsing-remitting olarak başlar ve stabilite periyodundan sonra sürekli kötüleşmeye başlar. Nükseden remitting MS hastalarının yaklaşık yarısı, ilk ataktan sonraki 10 yıl içinde ikincil ilerleyen MS kontraktürü yaşamıştır.
  • Progresif nüks: Bu MS türü, yavaş ilerleyen semptomları ve epizodik salgınları birlikte içerir.

MS belirtileri

MS belirtileri kişiye göre değişir. Belirtiler, etkilenen bölgeye, beynin ve omuriliğin sinirlerine verilen zararın şiddetine bağlıdır. Ayrıca, bir kişinin hastalık seyri sırasında farklı semptomları olabilir. Bunlar şunları içerebilir:

  • Yorgunluk
  • Uyuşma, karıncalanma veya his kaybı
  • ağrı
  • Kollarda ve bacaklarda kas spazmı veya zayıflığı
  • Hızlı göz hareketleri, çift görme veya görme kaybı gibi görme sorunları
  • Denge ve koordinasyon sorunları
  • Kollarda ve bacaklarda yürüyüş ya da hareket ettirme sorunları
  • Bağırsakları ve mesaneyi kontrol eden problemler
  • Cinsel işlevle ilgili sorunlar
  • baş dönmesi
  • Yoğunlaşmada zorluk, bir şeye odaklanma veya hatırlama güçlüğü
  • Muhakeme ve problem çözmede zorluk
  • Konuşma veya yutma zorluğu
  • depresyon

MS tanısı

MS hastalığının semptomları diğer hastalıklarınkine benzer olabildiği için MS tanısı koymak zor olabilir. MS tanısı koymak için kişinin en az iki semptomatik atak geçirmiş olması gerekir. MS tanısını doğrulamak için, sağlık danışmanınız ortaya çıkan semptomları dikkatlice gözden geçirecektir. Nörolojik muayene ile kas gücünü, dengesini, koordinasyonunu ve reflekslerini değerlendirir. Ayrıca düşünme, hatırlama, görme, duyma ve konuşma yeteneğini de değerlendirilmelidir. Tüm bu değerlendirmeleri yapmak için doktorunuz aşağıdaki testleri yapmak isteyebilir.

  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG):Bu test ile beyin ve omuriliğin ayrıntılı görüntüleri yakalanabilir.Genellikle lezyon veya plak olarak adlandırılan hasarlı sinirlerin olduğu alanları değerlendirmek için kullanılır.
  • Uyarılmış potansiyeller:Bu testler, vücudun sinirlerinin ışık, yüksek sesler veya küçük elektrik şokları gibi belirli duyusal uyaranlara tepki verdiği hızı ve doğruluğu değerlendirir.
  • Lomber ponksiyon:Bu test, sinir kılıfının (demiyelinizasyon) hasar belirtilerini tespit etmek için beyin ve omuriliği çevreleyen sıvının olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır.
  • Kan testleri:Semptomların diğer nedenlerini dışlamaya yardımcı olurlar.

MS tedavisi

Tedavinin amacı semptomları kontrol etmek ve hastalığın bu kadar hızlı ilerlememesini sağlamaktır. Semptomlar aşağıdaki yöntemlerden bir veya daha fazlası ile kontrol edilir:

  • İlaçlar:Bazı ilaçlar vücudun bağışıklık sistemine etki eder ve miyelin ataklarını önler. Bu saldırıların sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Diğer ilaçlar, ataklar ortaya çıktığında semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olur veya ağrıyı hafifletir.
  • Rehabilitasyon:MS’in neden olduğu semptomlar veya problemler günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir. Fizyoterapi, mesleki terapi ve konuşma terapisini içeren rehabilitasyon, kişinin gücünü ve işleyiş düzeyini korumaya yardımcı olabilir. Gerekirse, sağlık uzmanınız size köpekler, yürüyüşçüler veya tekerlekli sandalyeler gibi yardımcı araçlar kullanmanız için talimat verecektir. Ayrıca çalışma alanını ve güvenliğini güçlendirmek için kişinin yaşadığı yer de değiştirilebilir.
  • Destek hizmetleri: Bunlar, hastaların MS ile yaşamalarının zorluklarına karşı yardımcı olabilmek için psikolojik danışma grupları ve destek gruplarını içerir. Hastanın ailesi ve arkadaşları da bu hizmetlerden yararlanabilir.
  • Yaşam tarzındaki değişiklikler: Yaşamtarzınızda ve günlük rutininizde belirli değişiklikler yapmak, semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Bu, yeterli dinlenmeyi, periyodik olarak egzersiz yapmayı, sağlıklı beslenmeyi ve stresi azaltmayı içerir. MS bölümlerine neden olabilecek her şeyi tanımlamak ve önlemek de yararlı olabilir.
  • Diğer tedaviler:Yetkililer araştırmalarını sürdürerek MS için yeni tedaviler geliştirmeye devam ediyor. Bunların çoğu, güvenlik ve etkinliklerini doğrulamak için klinik çalışma aşamasında. Sağlık uzmanınız, sizin için bir seçenek olabilecek tedaviler hakkında size daha fazla bilgi verebilir.

 

 

Spor ve Şıklığı Bir Arada Yaşayabileceğiniz Yazlık Spor Elbise Modelleri

Tasarımcıların ve spor ürünleri markalarının en yeni tasarımları sayesinde; artık hanımlarımız hem şık, hem de kullanışlı kıyafetleri rahatlıkla alabiliyorlar. Bugün sizler için spor ve şıklığı bir arada yaşayabileceğiniz yazlık spor elbise modelleri araştırmamızı paylaşmak istiyoruz.

2018 yaz sezonunda, gündelik hayatımızda yazın kavurucu sıcaklarında bizi serin tutacak ve görünüm açısından şıklığımızdan ödün vermeyeceğimiz muhteşem tasarımlar bulunuyor. Yumuşak kumaşları ve pamuksu dokuları sayesinde, yaz aylarında sıkça tercih edilen bu modeller, şık stildeki tasarımlarıyla da, elegant görünmek isteyen hanımlarımıza bir seçenek oluşturabiliyor.

Spor ayakkabılarla ve slip on ayakkabılarla kombinleyebileceğiniz yazlık spor elbise modelleri, bu yaz sokak modasının vazgeçilmezleri arasına girmeyi başarabildi. Yürüyüşlerinizde, plajlarda ve hatta çarşılarda rahat hareket ederken, aynı zamanda cool bir görünüm elde etmek istiyorsanız, dolabınızda bu elbiselerden mutlaka bulundurmanızı tavsiye ediyoruz. Çanta tercihinizi yaparken ise, yine elbisenin ve ayakkabının tercihini göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

Diz üstü mini spor elbiseler, uzun spor elbiseler, kısa kollu spor elbiseler ve tek omuz spor elbiseler olarak farklı birçok modeliyle, vitrinleri süslemeye başlayan parçalara kolayca ulaşabilirsiniz. Ünlü firmalar tarafından, değişik renk ve desenlerde üretilen kıyafetler bu özelliği sayesinde de, her zevke hitap edebileceğe benziyor.

Salaş modeldeki spor elbiseler, gündelik hayatta sokak modasında kullanılabildiği gibi, zarif desenlerdeki mini veya uzun spor elbiseleriniz; geceleri yaz partilerinde bile değerlendirilebiliyor. Beraberinde kullanılan aksesuar ve altına giyilecek ayakkabıyla tamamen havasını değiştirebileceğiniz elbiseleriniz, sonbahar mevsimi geldiğinde kot montlarınızla gayet şık kombinlenebiliyor.

Ten renginiz, zevkleriniz ve beden ölçülerinize göre alacağınız spor ve şıklığı bir arada yaşayabileceğiniz yazlık spor elbise modelleri, dolabınızda birçok gün kurtarıcınız olarak bulunabilir. Bu şekilde, gayet kadınsı görünürken, aynı zamanda günün koşturmacasında kendinizi elbisenizin içinde konforlu hissedebilirsiniz.

Elbiselerin kullanan kişi tarafından rahat taşınabilmesinin önemi düşünüldüğünde, bu elbiselere neden bu kadar rağbet olduğu da anlaşılabiliyor. Genellikle spor giyinen hanımlarımızın, kadınsı görünüm kazanmalarında bir geçiş oluşturabilecekleri bu elbiseler, her bayanın mutlaka denemesini önerdiğimiz seçenekler arasında yer alıyor.

Sokak Modasının Yıldız Parçası; Kot Şort Kombinleri

Gerek şehir hayatında, gerekse plajlarda farklı şekillerde kombinlenebilen kot şortlar, yazın en trend giyim parçaları arasında yer almaktadır. Havuz başlarında ve kumsallarda, bikini ve mayoların üzerine giyinilerek, gayet şık bir görüntü elde edilen şortlar; sokak modasının da vazgeçilmez kıyafetleri arasında çizgisini sürdürmektedir.

Sokak Modasının Yıldız Parçası; Kot Şort Kombinleri

Günümüzde hemen her kadının dolabında kot şortu bulunmaktadır. 2018 yaz sezonunu mercek altına aldığımız zaman, bu sezonda trend olan bu şortlara hala sahip olmayan hanımlarımız kaldıysa, çeşitli şekillerde değerlendirebilmeleri için, mutlaka almalarını öneririz.

Senenin trend kot şort modellerini incelediğimizde; yırtık Jean şortlar, yüksek bel detaylı şortlar, püsküllü şortlar ve dantel detaylı şortlar olarak çeşitlendiğini görüyoruz.

Yaz aylarının sıcak günlerinde, kullanım rahatlığı ve elegant görünümüyle sıklıkla tercih edilen Jean şortlar; tişörtler, kısa üst bluzlar, boyfriend gömlekler, bohem ayrıntılı üstler, blazer modelli ceketler, uzun yelek modelleri, kimonolar, omuz dantelli açık bluzlar ve daha sayabileceğimiz birçok farklı şekilde kombinlenebilmektedir.

Kot şortlarınızla giyebileceğiniz ayakkabı seçimine geldiğimizde ise, seçilen kıyafete göre; parmak arası terlikler, sandaletler, espadriller veya topuklu yazlık ayakkabıları sayabiliriz.

Özellikle fit görünüme sahip hanımlarımızda, oldukça hoş ve çekici görünen sokak modasının yıldız parçası; kot şort kombinleri gün içeisinde, pek çok alanda kullanılabilmektedir.

Şık bir günlük kombin önerisi yapmamız gerekirse; uzun bel bir kot şortun üzerine giyeceğiniz beyaz salaş model bir tişörtle muhteşem stiller oluşturabilirsiniz. Yüksek bel kot şortların avantajı, bacak boyu kısa olan hanımlarımızın, bacaklarını olduğundan daha uzun göstermeleridir. Bunun yanı sıra, yüksek bel modeller, bel bölgesi ince ve zarif göstereceği için görüntünüz oldukça çekici olacaktır.

Yine bir diğer kombin önerisi olarak; kot şortlarınızı siyah-beyaz çizgili tişörtleriniz veya kısa üstlerinizle bütünleştirdiğinizde, çok şık stillere gayet rahat ulaşabilirsiniz. Yapacağınız kombinlerde, dolabınızda bulunan hemen her parçayı kullanabilmeniz mümkün olacaktır. Burada sizin giyim zevkiniz ve hayal gücünüz devreye giriyor diyebiliriz.

Uygulayacağınız hafif bir yaz makyajı ve saç modeliyle, görüntünüzü tamamlayabilir, sizde sokak modasının yıldızlarından biri olabilirsiniz.

 

Yaz Aylarında Saç Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Yaz mevsimin de diğer mevsimlerden farklı bir saç bakımı uygulamamız gerekir. Saçlarınızın sıcaktan, deniz ve havuz suyundan kaynaklı uğradığı yıpranmalara karşı nasıl korunması gerektiğini biliyor musunuz?

Sıcak hava, tuzlu deniz suyu, klorlu havuz suyu derken yaz aylarında saçlarımız büyük bir zarara uğrar. “Yaz mevsiminin gelmesi ile saçlarımızı yıpratan ve kurutan etmenler oldukça artış gösterir. Peki, saçlarımızı yazın dış etkilerinden kaynaklı oluşan yıpranmalardan nasıl korumalıyız?

Öncelikli Olarak Temizlik

Saç temizliğine başladığınız zaman tercih edeceğiniz şampuanların derinlemesine etkili şampuanlar olmasına özen gösterin. Derinlemesine etkili şampuanlar hem saçınızı hem de saç derinizi yağ, kepek ve kirden güzelce arındırır. Ancak içerisinde sülfat bulunan ürünlerden kaçının, saçınızın fazla kuru bir yapıya dönüşmemesi için bunu yapmanız doğru bir tercih olacaktır.

Doğal saç bakımı

Saç maskesini kullanmayı aksatmayın! İçerisinde badem yağı, çam terebentini bulunduran hazır maskeleri saçınıza uygulayabileceğiniz gibi, bal ve hindistancevizi yağını kullanarak kendiniz de kolaylıkla saç maskesi hazırlayabilirsiniz. Hindistancevizi yağı saçlarınıza nemlendirici bir etki sağlar, bal ise saçlarınızı onarır ve yumuşatır.

Güneş ışınlarının fazlası zarar

Zararlı güneş ışınları cildimize nasıl zarar veriyorsa aynı şekilde saçlarımıza da zarar veriyor. Bu yüzden saçlarınızda oluşan zararlara karşı koruyucu spreyleri kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarına bire bir maruz kalmamak için fötr şapkalar ve şemsiyeleri de kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarına direkt olarak maruz kalmamaya dikkat edin.

Deniz ve havuz suyundan sakının

Denize ya da havuza girdikten sonra saçlarınızı mutlaka su ile iyice durulayın ve ardından saç diplerinize argan yağını uygulayın. Bu ürünlerin kullanımı, deniz tuzunun ve klorun saçlarınıza zarar vermemesi için önemli bir etkiye sahiptir. Daha kolay olan bir yöntem ise denize ya da havuza girmeden önce bir bone takabilirsiniz.  Bu sayede saçlarınızı hem deniz suyundan hem de zararlı güneş ışığından korumuş olursunuz.

Hangi ürünü kullandığınız önemli

Saçınıza direkt uyguladığınız sprey ve kremlere dikkat edin. Kimyasal ürünlerin aksine doğal ürünler kullanmanız sağlıklı saçlara sahip olmanız için önemli bir etkiye sahiptir. Özellikle hindistancevizi yağı, badem yağı, argan yağı gibi doğal yağlar kullanmanız saçlarınızı derinlemesine temizler ve onarır. Saç maskelerini kendiniz hazırlayabilecek durumda değilseniz tercih edeceğiniz hazır ürünlerin mümkün olduğunca doğal ürünler içermesine dikkat edin.