Çocuklarda Sinir Sistemi ve Salgı Bezlerinin Gelişimi

Vücudun bir bütünlük içinde gelişiminde vücuttaki sistemlerin büyük önemi vardır. Bu sistemlerin gelişmesindeki aksaklıklar veya gerilemeler insanın tümüyle gelişimini ve kişiliğini etkisi altında bulundurur. Böbrekleri iyi çalışamayan bir çocuğun bu rahatsızlığının eğitimine etki yapmayacağını söylemek mümkün değildir.

Çocuğun vücudundaki sistemlerin tanınması oldukça zordur. Fakat öğretmenin bu sistemler hakkında bilgi sahibi olması bazı gözlenebilecek aksamalara dayanarak ilk tedbiri almada zamanında hareket etmesini kolaylaştırır.

Bu konumuzda kısaca sinir, salgı, dolaşım, solunum, sindirim ve boşaltım sistemleri üzerinde durarak eğitim yönünden önemli noktalara değineceğiz.

Çocuklarda Sinir Sisteminin Gelişimi

Çocuklarda Sinir SistemiSinir sistemi insanın dış ve iç uyarıcılarına nasıl bir tepkide bulunması gerektiğini yönetmektedir. Böylece sinir sistemi hem insanın çevresine intibakını sağlamakta, hem de insanın bilinç hayatım meydana getirmektedir.

Hemen döllenmeden bir buçuk ve iki hafta sonra embriyonda sinir sisteminin gelişmeye başladığı görülür. Doğuma kadar fetüsün sinir hücrelerinin büyük çoğunluğu biçimini kazanmıştır. Geriye kalan eksik hücreler de doğumdan hemen sonra tamamlanır. Diğer organların büyümesine paralel olarak, sinir hücrelerinin doğumdan sonraki büyümesi çok hızlı, merkezî sinir sisteminin büyümesi ise daha çok hızlıdır. Birinci yaşın sonunda merkezî sinir sisteminin ağırlığı yetişkinlik çağındaki ağırlığın yüzde 60’ı, beşinci yaşta ise yüzde 90’nı kadardır.

Sinir sistemi merkezden uçlara, içerden dışarı doğru bir gelişim gösterir. Doğumda baş kısımdaki sinirler ayak tarafındaki sinirlere oranla daha gelişmiş durumdadır. Beyinin iç kısmı dış kısmına oranla daha gelişmiştir. Hatta beyindeki çeşitli duyu merkezlerinin bile aralarında gelişim farkı görülür. Doğumdan altı aya kadarki devrede beyinin psikomotor davranış merkezi duyu merkezlerinden daha gelişmiş durumdadır.

Psikomotor davranış merkezinden sonra işitme ve ondan sonra da görme merkezi daha az gelişmiştir. Diğer yandan alıcı merkezler, çağrışım merkezlerinden daha ileri bir gelişim seviyesindedir. Bu yüzden ilk aylarda dış uyarıcılar bebek tarafından alınmakta fakat anlamlaştırılamamaktadır.

Yeni doğan çocuğun hemen bütün hareketleri refleks seviyesindedir. Çocuğun bağırması, emmesi, yutması, işemesi, öksürmesi hayatını devam ettirmesi için gereken refleks hareketlerdir. Çocuk büyüdükçe, bu refleksler yavaş yavaş yerini bilinçli davranışlara bırakır. Çocuğun altıncı aya doğru hareketlerini oldukça kontrol etmeye başladığı görülür.

Sinir sistemi bebeklik ve ilk çocukluk çağında gelişimini oldukça tamamlar. İkinci çocukluk ve ergenlik çağında sinir sistemindeki gelişme, daha çok büyüyen vücuda göre sinir liflerinin uzaması ve kalınlaşması şeklinde görülür.

Çocuklarda Salgı bezlerinin gelişimi

Vücudun çeşitli yerlerinde bulunan salgı, bezleri doğrudan doğruya kana gönderdikleri salgılarla vücudun büyümesini ve sağlığım etkileri altında bulundururlar. Salgı bezlerinin yapıları ve salgıları bakımından birbirinden farklı olduğu görülür. Her birinin, organların etkinliklerini, dokularını yönetmesi ve kontrol etmesi yönünden ayrı ayrı görevleri vardır.

Diğer yandan salgı bezlerinin birbirlerine aynı yönde ve zıt etkileri de vardır. Bütün salgı bezlerinin bir denge içinde bulunması organizmanın gelişimi bakımından önemlidir. Bunlardan herhangi birinin salgısını diğerlerine oranla fazlalaştırması veya azaltması gelişmenin dengesine olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Bunların organizmaya etkisi bakımından en önemlileri şunlardır.

Troid salgı bezi, boğazın ön kısmında gırtlağın iki yanında birbirine bağlı bir çift bezdir. Doğumdan önce gelişmeye başlayan ve diğerlerinden önce görülen bezdir. Doğumdan sonra erinlik çağına kadar büyüyerek tam hacmini alır. Troid bezinin salgısına troksin denilir.

Troksin vücudun, kemiklerin, sinir sisteminin, kan dolaşımının, kasların büyümesine el ki yapmaktadır. Pitüviter ve cinsiyet bezlerinin salgılarıyla birleşerek cinsiyet organlarının çalışmasına etki yapar. Troid bezinin az çalışması vücudun etkinliğini azaltır, çok çalışması ise vücudun daha çok etkinlikte bulunmasını sağlar. Troksinin azlığı kretenizm denilen vücut ve zihin gelişimindeki geriliği meydana getirebilir.

Paratroid salgı bezi troid salgı bezlerine bitişik olarak dört küçük bezden meydana gelmiştir. Erinlik çağında en olgun durumlarına gelirler. Vücudun normal etkinliği için gerekli olan kalsiyum ve fosfor seviyesini paratroid bezi sağlar.

Pankreas bezi midenin solunda bulunur, iki türlü salgı çıkarır. Birincisini mideye gönderir, ikincisini kana akıtır. İnselin adı alan ikinci hormon kandaki şekerin kullanılmasını sağlar. Bu salgının azalması kandaki şekerin yükselmesine, çoğalması ise şekerin düşmesine sebep olur. Böylece gelişime dolaylı olarak etkide bulunur.

Böbrek üstü bezleri her iki böbreğin üstünde bulunur. Doğumdan önce büyümeye başlayan bu bezler doğumdan sonra bir kaç yıl içinde en son büyüklüğüne ulaşır. Kızgınlık, korku, kaygı bu bezin salgılarının çoğalmasına sebep olmaktadır.

Pitüviter salgı bezi kafatasında bulunur ve bir fasulye büyüklüğünde iki parçadan ibarettir. Bu salgı bezi vücudun hemen bütün organlarına etkide bulunur. Altı çeşit salgı çıkardığı bilinmektedir. Bu salgılardan biri kemiklerin ve yumuşak dokuların büyümesine etki yapar, azlığı cüceliği, çokluğu ise devliği meydana getirir; diğeri (proclatin) kadınlarda gebelik sırasında görülür, sütün çıkmasını ve analık tavrının görülmesini sağlar; diğerleri ise öbür salgı bezlerinin büyümesini ve görevlerini yerine getirmesini düzenler.

Cinsiyet salgı bezleri, kadında yumurtalık, erkekte ise husyeler olarak görülür. Küçük yaşlarda çalışmaz halde olan bu bezler erinlik çağına doğru yavaş yavaş çalışmaya başlar. Cinsiyet salgı bezleri erinlik çağındaki değişikliklerden sorumludur. İnsanın, cinsel hayatının devam etmesinde bu bezlerin ömür boyunca etkisi vardır.

Bazı hallerde çalışamayan veya çalışması hızlanan salgı bezlerini ilaçlarla kontrol altına almak mümkün olabilmektedir, örneğin küçük yaşlarda kretenizm tanınabildiği zaman, çocuğun verilecek ilaçlarla beden ve zihin gelişimi normal yönüne sokula bilmektedir. Yine bazı hormon tedavileri ile cinsel bozukluklar giderilebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.