Çocuklarda Dolaşım, Solunum, Sindirim ve Boşaltım Sisteminin Gelişmesi

Dolaşım Sisteminin Gelişimi

Dolaşım sistemi kalp, atar ve toplardamarlar, kılcal damarlar ve kandan meydana gelir. Dolaşım sisteminin görevi kanın içinde bulunan besini, oksijeni, salgıları ve hastalıkları yok edici maddeleri vücudun en uzak köşelerine kadar ulaştırmak ve oralarda bulunan işe yaramaz maddeleri, sıvıları ve gazları toplayıp getirmek, böylece her hücrenin canlılığım ve çalışmasını sağlamaktır.

Doğuştan önce, fetüsün göbek bağı yoluyla anasından gelen kan, damarlarında dolaşmaktadır. Bu sırada oksijen olmadığı için akciğerlerden pek az kan geçmektedir. Çocuğun doğuşundan sonra göbek bağı kesilince kanın normal olarak ciğerlerden temizlenerek geçtiği görülür ki bu sırada solunum da başlamıştır.

Doğuştan altıncı haftaya kadar bebekteki kan basıncı çok düşüktür, fakat çocuk büyüdükçe artmaya başlar. Doğuşta kalp, vücuda oranla büyükçedir. Çocuğun doğusundaki kalp ağırlığı, ikinci yaşında iki, 5. yaşında dört, 6. yaşında beş, 12. yaşınca yedi, 18. yaşında on iki katına ulaşır. Beş yaşına kadar kalbin büyümesi çok hızlıdır. Dinlenme halindeyken dakikada kalbin atışı birinci yaşta 100-150, ikinci yaşta 90-125, beşinci yaşta ise 85-105 arasındadır. Yetişkinlik çağında ise kalp atışı dakikada 70 civarındadır. İlk çocukluk çağında ve ilkokul çağında çocuğun gösterdiği etkinliklere göre kalp atışı değişir. İlkokula başlayan çocuğun kalp atışındaki ses, yetişkinlerinkine oldukça benzemektedir.

Atar ve toplardamarlar erinlik çağına doğru yetişkinlik çağına yakın bir gelişim seviyesine ulaşmıştır. Bu yüzden ergenlik çağında damarlar kalp kadar hızlı bir gelişim göstermezler. Kalp, ergenlik çağında, daha öncekinin iki katı kadar büyür. Böylece çok önemli bir durum ortaya çıkar. Erinlik çağına kadar kalp, oldukça kendisinden daha büyümüş damarlara kan pompalarken, ergenlik çağında oldukça kendisinden daha az büyümüş damarlara kan pompalar. Bunun sonucu ergenlik çağının başlarında gençlerin daha fazla yorulduğu görülür. Genel olarak erkeklerin kan basıncı ve kalp atışı kızlara oranla daha yüksektir.

Solunum Sisteminin Gelişimi

Solunum sistemi, burun, gırtlak, bronşitler, akciğerler, diyagramlar ve kaburga kemiklerine bağlı küçük kaslardan meydana gelir. Solunum sisteminin görevi kandaki bulunan zehirli gazları temizleyerek yerine oksijen vermektedir.

Doğuma yakın, fetüsün solunum hareketlerini yaptığına inanılmaktadır. Çocuk doğduğu zamanda ciğerlerinin ve diğer kısımlarının solunuma elverişli olması bunu ortaya koymaktadır.

Bebeğin ilk yaptığı davranış solunum yapmaya başlamasıdır. Bebeğin soluyuşu yetişkininkinden daha hızlıdır. Bebek ortalama olarak dinlenirken dakikada 40 defa soluk almaktadır; yetişkinlerde bu 16 civarındadır. Bebeğin soluması çok derin ve düzgün değildir. Yaşı ilerledikçe çocuğun soluyuşu daha derinleşmeye, düzgünleşmeye ve göğüsteki esneklik artmaya başlar.

Ciğerlere giren hava birinci yaşta 48 cm. küp kadar olduğu halde beşinci yaşa doğru 175 cm³; ilkokulun başında, 2 dm³ civarında; erinlik çağının başlangıcında 2,5 dm³ kadar, ergenlik çağında ise 4,5 dm³ e kadar çıkar. Görüldüğü gibi solunum sisteminin gelişimi çocukluk çağında oldukça yavaş, fakat erinlik çağından sonra hızlanmaktadır.

Öğrencilerin etkinliklerinde? Solunum sistemi ile dolaşım sisteminin önemi çok büyüktür. Kanın çabuk temizlenmesi ve vücutta çabuk dolaşması öğrencinin normal etkinliği için şarttır. Oysa iki sistemin de gelişim halinde olması, bunun yanında öğrencilerin çok etkin olması, onların sık sık yorulmasına yol açmaktadır. Verilecek bedensel görevlerin öğrenciyi aşırı derecede yormayacak şekilde olması ve yeter dinlenmeye elverişli olması gereklidir.

Sindirim Sisteminin Gelişimi

Alınan besinin kana karışmasını sağlayan bütün organlar, sindirim sistemini meydana getirir. Sindirim sistemini meydana getiren organlar iki gruba ayrılır. Besinin geçtiği organlar, (ağız, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklar) Yardımcı sindirim organları (tükürük bezleri, pankreas, karaciğer).

Bebek doğuşunda, sulu gıdayı, özellikle sütü, emebilecek ve yutabilecek durumdadır. Midesinin hacmi ise 30-90 cm. küp kadardır. Bir aylık olunca midesinin hacmi 90-150; ikinci yaşında 500; 12 yaşına doğru 750900 cm küpü bulur. Bebeklik çağında çocuk, yeter miktarda verilen, özellikle ana sütünde bulunan proteini, yağı ve karbonhidratı sindirebilir. Çocuğun yaşı ilerledikçe başka yiyecekler içinde verilen yukarıdaki besinleri sindirebilme gücü de artar.

Erinlik çağına doğru çocuğun mide, barsak hacmi oldukça gelişir, tükürük ve mide suları hacımca artar. Ergenlik çağında midenin ve bağırsaklarını büyüklüğü yetişkinlik çağınınkine oldukça yaklaşmıştır.

İlkokul, ortaokul ve lise çağında çocuğun fazlalaşan etkinlikleri bol besin almasına ihtiyaç gösterir. Ergenlik çağında genişleyen mide ergeni sanki oburlaştırır. Gençlerin yeme ihtiyacı yetişkinlik çağının hemen iki katına ulaşır.

İlkokul çağında çocuklarda sindirim güçlükleri pek görülmediği halde erinlik çağından sonra gençlerin sindirim güçlükleri çektiği görülür. Midenin tıka basa doldurulması, vitamin ve kalsiyum ihtiyacı, midedeki asidin dikkati çekecek şekilde yükselmesi sindirim güçlüklerinin sebeplerindendir. Zamanlı zamansız yemek yeme ilkokul çağının sonunda, erinlik çağında ve ergenlik çağında oldukça çok görülür. Kötü alışkanlıklar yemek yemede çocukların problemlerini daha çok artırır.

Boşaltım Sisteminin Gelişimi

Vücuda yaramayan besin artıklarının ve zararlı maddelerin dışarıya atılmasını boşaltım sistemi sağlar. Kandaki zararlı maddeler ter bezleri ve böbrekler tarafından atılır. Fazla suyun ve besinin dışarıya atılmasını da yine böbrekler ve kalın barsak sağlar.

Doğumdan önce fetüsün böbreklerinin süzme işlemini yaptığı ve sidiğin sidik torbası içinde biriktiği fakat bunun çok az olduğu bilinmektedir. Doğuşta bebeğin böbrekleri, vücudun zararlı maddelerini ve fazla suyunu atacak kadar yapı bakımından olgunlaşmıştır. Ancak sidik torbası çocuğun kontrolü altında olmadığından az miktarda da olsa sidik zamanlı zamansız dışarıya çıkar. Sidik torbasının büyümesi böbreklerden geridedir. Bu yüzden 4-6 aylık oluncaya kadar sidik torbasında birikme pek mümkün olamaz.

Bir iki günlük bebekler 15-50 cm. küp, 1-3 yaşındaki çocuklar 500-600 cm. küp, beş yaşında ise 600-750 cm. küp sidik çıkarırlar. Büyüklerde bu 1,500 cm. küptür. Çocuklar işemelerini ancak 12-20 aylık yaşları arasında kontrolleri altına alabilmektedirler. Çocukların duygusal bozuklukları ve diğer eğitim hataları işemelerini kontrol etmelerine engel olabilmektedir. Bu yüzden ileri yaşlarda bile yataklarını ıslatanlara rastlanabilir. Bu durumda çocuğun fiziksel muayenesi ile diğer etmenlerin incelenmesi ve duygusal sebeplerin ortadan kaldırılması gerekir.

Doğumdan önce çocukların dışkı çıkarmaları söz konusu değildir. Doğumdan sonra beslenme ile birlikte, bağırsaklarda bulunan sıvı da dışarı çıkar. Bu sıvı doğumdan önce bağırsaklarda bulunmaktadır. Dışkı çıkarma kalın bağırsaklarda bağlı kasların gelişmesi ile kontrol altına alınabilmektedir.

Genel olarak tuvalet eğitimi 12-20 ay arasında, kasların yeter olgunluğa ulaştığı çağda sonuç verebilmektedir. Ancak çocuklar arasında büyük bireysel farklılıklar olduğu gibi anne babanın tutumu da en önemli faktörlerden biri olmaktadır. Genel olarak kızlar erkeklere oranla daha erken tuvalet alışkanlıklarını alabilmektedir. Dışkı kontrolü ise işeme kontrolünden erken başlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.