KAŞ’TA TATİL YAPMAK

Antalya, hiç şüphesiz ki yaz mevsiminde Türkiye’nin en çok tercih edilen illerinden bir tanesidir. Gerek şehir merkezi, gerekse ilçeleri yurdun dört bir yanından ve yurt dışından pek çok turisti ağırlamakta; plajları, koyları, çarşıları ve esnafı ile en iyi tatili sunmak için gereken her şeyi sunmaktadır. Bu konuda kendisini en az bir adım öne çıkarak Antalya ilçesi ise Kaş’tır. Kaşta tatil yapmak isteyenleri gezilecek pek çok yer beklemektedir.

KAŞ’IN TARİHİ

Antalya’nın 19 ilçesinden bir tanesi olan Kaş, Antalya’yı Ege Bölgesi’nden ayıran ilçe olma özelliğine de sahiptir. İlçenin tarihi İsa’dan Önce zamanlarına kadar uzanmaktadır. Likyalılar’dan pek çok izi barındıran Kaş, Tekeoğulları’nın ilçeyi ele geçirmesi ile Türklerin egemenliği altına girmiş, devamında ise Yıldırım Beyazıt tarafından alınarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Geniş bir tarihe sahip olan ilçenin hemen hemen her yerinde tarihinden izler bulmak mümkündür. Bu nedenle de Kaş’ta gezmek isteyen turistlerin tarihi yapılara sık rastlamaları oldukça olasıdır.

KAŞ’TA GEZİLECEK YERLER

Antalya’nın Kaş ilçesinde gezmek için merkezden çok uzaklaşmak gerekmiyor. Çünkü ihtişamlı antik tiyatrosu ile Antiphellos Antik Kenti, Kaş ilçe merkezine yürüme mesafesinde bulunuyor. Kaş’ta gezilecek yerler denildiğinde akla gelen ilk yerlerden bir tanesi olan ve Likyalılar’dan pek çok iz bulabileceğiniz bu kent, denize karşı olan mükemmel manzarası ile ziyaretçilerini bir kere daha büyülemeyi başarıyor.

İlçe merkezinden uzaklaşmayı göze alanlardansanız yaklaşık 70 km mesafe uzaklıkta bulunan Xanthos Antik Kenti görülmeyi kesinlikle hak ediyor. Bu antik kent Unesco Dünya Mirası listesinde bulunuyor. Tarihi M.Ö. 7. yy’a kadar uzanan antik kentte yine ağırlıklı olarak Lidyalılar’ın izleri görülüyor.

İlçe merkezinde yer alan Aslanlı Lahit ise, ilçede gezerken mutlaka dikkatinizi çekiyor. Likya mezarlarından bir tanesi olan Aslanlı Lahit ilçenin modern görüntüsü ile tarihi görüntüsünü bir araya getirmesi açısından büyük önem taşıyor.

Aynı zamanda bir liman kenti olma özelliği taşıyan Patara Antik Kenti de tarihi mekanları seven gezginleri bekliyor. Likyalılar döneminde başkentlik de yapan bu antik kentin tarihi M.Ö. 7 yy’a dayanmaktadır.

Kaş’ta en çok ziyaret edilen yerlerden bir tanesi de Kekova’dır. Kekova’da bulunan Batık kent her yıl binlerce kişiyi ağlamaktadır. Batık kent’de dalış yapmak hem denizin hem tarihin keyfini aynı çıkarmak isteyenler için en ideal mekanlardan bir tanesidir. Ayrıca burada dünyanın en küçük anfi tiyatrosuna ev sahipliği yapan Simena Kalesi de bulunmaktadır.

KAŞ’TA DENİZE GİRMEK

Kaş’ta denize girmek için tercih edilebilecek en güzel yerlerden bir tanesi Patara Plajı’dır. Bu plaj  pek çok Türk filminde görülen çöl sahnelerinin çekilmesinde kullanılmıştır. Tamamı kumdan oluşan plaj o kadar geniş bir alana sahiptir ki, deniz görülmese plaj gerçek bir çöl sanılabilmektedir.

Küçük Çakıl Plajı ve Büyük Çakıl Plajı da Kaş’ta denize girmek isteyenlerin uğrak noktalarıdır. İsminden de anlaşılacağı üzere her iki plaj da çakıllardan oluşmaktadır. Çakıllı olmasından dolayı bazı tatil severler tarafından tercih edilmiyor olsalar da, özellikle Küçük Çakıl Plajı su kaynaklarına yakın olması nedeniyle oldukça soğuk bir denize sahiptir. Antalya’nın yaz mevsimindeki sıcaklık ortalaması düşünüldüğünde soğuk bir deniz en çok aranılan şey olabilmektedir.

Kaputaş Plajı da Kaşın en güzel plajlarından bir tanesidir. Tamamı kumdan oluşan plaj özellikle turkuaz renk denizi ile görenleri kendisine hayran bırakmaktadır. Denizi biraz dalgalı olsa da, geniş plajının ve doğal güzelliklerinin keyfine varmak isteyen turistlerin en çok tercih ettikleri plaj olmaktadır.

Tatile çocukları ile birlikte giden aileler için ise en uygun plaj Akçagerme Plajı’dır. Bu plaj dalgasız ve sığ denizi nedeni ile çocukla tatil yapmak için oldukça güvenlidir. Gerekli tüm tesisleri plaj bünyesinde bulmak mümkündür.

KAŞ’TA GECE HAYATI

Kaş, pek çok tatil beldesine oranla çok daha sakin bir gece hayatına sahiptir. Genellikle canlı müzik üzerine kurulu olan Kaş’ta gece hayatı hareketli gecelerin hayalini kuranları fazla tatmin etmeyebilir ancak sakin bir tatil ve sakin bir gece hayatı tercih edenler için Kaş tam aranılan yerdir. Küçük bar ve kulüplerin de bulunduğu Kaş’ta, tesisler sabaha kadar kesintisiz hizmet vermektedirler.

İLETİŞİM TARİHİ

İletişim, iletilmek istenen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. İnsan iletişimi, diğer canlılardan farklı olarak belli başlangıç ve bunu izleyen bir gelişme süreci içerir. İnsanların ilk iletişimi konuşmayla başlamış ve böylece diğer canlılardan farklı olarak sözlü iletişim ortaya çıkmıştır. Sözlü kültürde bilgi ve haber aktarımı kulaktan kulağaydı. Bu durum, zamanla doğruluktan uzaklaşmaya, masallaşmaya hatta efsaneleşmesine neden olmaktaydı.

  • Yazının icat edilmesiyle yazılı iletişim doğdu.
  • Bilinen ilkyazı Sümerler tarafından kullanılmaya başlanmıştır.
  • Yazılı iletişimde bilgiler hafıza yerine yazıya geçirildi.
  • Böylece insan zihni yeni alanlara yöneldi.
  • Yazıya alınan bilgiler üzerine yeni bilgiler eklenerek bilginin sürekli korunup gelişme olanağı sağlandı.
  • Matbaanın icadıyla basılı kültür ve iletişim doğdu.
  • Kitap, dergi ve gazeteler fazla sayıda basılarak geniş kitlelere ulaştırıldı.
  • Her zaman bulunamayan basılı yayınlar matbaa sayesinde çoğalarak pahalı olmaktan çıktı ve her yerde her zaman okunabilir hale geldi.
  • Graham Bell 1861 yılında telefonla ilk konuşmayı gerçekleştirdi.
  • Sadece 120 yıl önce, Amerika’daki biriyle bağlantı kurmak için mektup yazmanız ve cevabı için haftalarca beklemeniz gerekirdi.
  • Oysa günümüzde telefon, cep telefonu ve internet aracılığı ile aynı anda Dünya’nın her yeriyle iletişim kurulabilmektedir.
  • Uyduların gelişmesiyle dijital televizyon ve radyo yayıncılığı başladı.
  • Taşınabilir canlı yayın araçları sayesinde haberler dünyanın her tarafındaki stüdyolara iletilebilir ve anında canlı yayınlanabilir hale gelmiştir.
  • Bu durum, uydu sistemlerinin ne kadar geliştiğini göstermektedir.
  • Aynı zamanda 20. yüzyılda insanlık bilgisayarla tanıştı.
  • İnternetin yaygınlaşmasıyla bilgi depolama ve bilgiyi işleme hızlandı. Ülkeler arası sınırlar kalktı.
  • Ülkeler binlerce kilometrelik mesafelere ulaşan internet ağı birbirine bağlandı.
  • Artık belli bir ülkede bulunmaksızın o ülke içindeki bilgi   kaynaklarına ve insanlara ulaşmak kolaylaştı.
  • İnternet ile insanlar işlerini, hatta alışverişlerini yapabilme olanağına kavuştu, örneğin bir iş yeri sahibi kendi işi ile ilgili fuarları, yeni teknolojileri ve pazar imkânlarının gelişmelerinden haberdar olabilecek duruma geldi.

İletişimin Tarihçesi

MÖ 3500 – MÖ 2900: Fenikeliler bir alfabe geliştirdi. Sümerler kil tabletler üzerine yazılmış çivi yazısını geliştirdi. Mısırlılar “Hiyeroglif” yazısının geliştirdi.

MÖ 1775: Yunanlılar soldan sağa yazılmış bir fonetik alfabesini kullanmıştır.

MÖ 1400: Çin hakkında en eski kayıtlar kemikler üzerine yazılı olarak bulundu.

MÖ 1270: Suriye ilk ansiklopediyi yazmıştır.

MÖ 900: Çin yönetimi tarafından kullanılmak üzere ilk posta teşkilatı kuruldu.

MÖ 776: Eğitilmiş bir güvercin mesaj iletmek için kullanıldı. Mesaj olarak Atina Olimpiyat Oyunları’nın birincisi bildirildi.

MÖ 530: İlk kütüphane Yunanlılar tarafından kuruldu.

MÖ 500 – MÖ 170: İlk taşınabilir ve en hafif yazı taşıma malzemesi olan papirüs üretildi.

MÖ 200: Mısır ve Çin tarafından ortak haber aktarma istasyonları inşa edildi. Haberciler istasyonda bekleyen diğer habercilere mesaj iletiyor ve haberci dinlenmeye geçiyordu.

MÖ 105: Tsai Lun kâğıdı icat etti. Milattan önce gelişen iletişim milattan sonra hızla gelişmeye devam ediyor.

14: Romalılar posta hizmetini kurdu.

37: Helyograf: İlk Roma İmparatoru Tiberius tarafından mesajları göndermek için aynalar kullanıldı.

100: İlk ciltli kitaplar üretildi.

305: Bildiğimiz gibi Çin’in MÖ 105 yılında Tsai Lun tarafından icat ettiği kağıt için 305 yılında ilk ahşap baskı makineleri üretildi. Semboller ahşap bir blok üzerine oyulmuştu ve toplu basım işlemlerinde kolaylık sağladı.

450: Mürekkepli mühürler Çin’de icat edildi.

765: Japonya’da ilk resim kitabı basıldı.

950: Kâğıt Avrupa’da ilk olarak İspanya’da kullanıldı.

1035: Japonlar atık kâğıttan yeni kâğıt yaptı. İlk atık kâğıttan yeni kâğıt üretme olarak kabul edilir.

1049: Pi Sheng hareketli karakterleri geliştirdi. Matbaanın gelişimi için önemli bir adımdı.

1140: Mısırda mumyalamada kullanılan bir sistem kâğıt yapımında kullanıldı.

1450: Avrupa’da ilk gazete basıldı.

1455: Johannes Gutenberg metal malzemeden taşınabilir bir matbaa icat etti.

1560: Görüntü almak için karanlık oda icat edildi. Görüntü çabuk bozuluyordu, kalitesizdi ve oldukça ilkeldi.

1650: İlk günlük gazete: Leipzig.

1714: Henry Mill daktilo için patent aldı.

1793: Claude Chappee ilk uzun mesafeli optik telgraf hattını icat etti.

1814: Joseph Nicéphore Niépce ilk foto grafik görüntüyü elde etti.

1821: Charles Wheatstone ilkel bir ses kutusu üretti, bu bir çeşit mikrofondu.

1831: Joseph Henry ilk elektrikli telgrafı icat etti.

1835: Samuel Morse mors kodunu icat etti.

1843: Samuel Morse ilk uzun mesafe elektrikli telgraf hattı icat etti. – Alexander Bain ilk faks makinesinin patentini aldı.

1861: ABD posta dağıtımı için Pony Express hattını açtı. – Perde üzerinde fotoğraf görüntüsü oluşturan yansıtıcı bir makina icat edildi, günümüzdeki tepegözlerin temelini oluşturmaktadır. – Coleman Sellers kinetoskopu icat etti.

1867: İlk başarılı ve modern daktilo Sholes, üretildi.

1876: ​​Thomas Edison fotokopi makinasının patentini aldı. – Alexander Graham Bell, elektrikli telefonun patentini aldı. – Melvyl Dewey, kütüphaneden kitap siparişi için Dewey Onlu Sistemi’ni yazdı.

1877: Thomas Edison, fonografın patentini aldı. Kayıt ortamı olarak bir mum silindirini kullandı. – Eadweard Muybridge yüksek hızlı fotoğraf makinası icat etti.

1887: Emile Berliner gramofonu icat etti.

1888: George Eastman, Kodak rulo filminin patentini aldı.

1889: Almon Strowger, telefon santrali patenti aldı.

1894: Guglielmo Marconi, telsiz telgraf geliştdi.

1898: İlk telefon telesekreteri üretildi.

1899: Valdemar Poulsen, ilk manyetik ses kaydını icat etti. Kayıt ortamı olarak manyetik çelik bant kullandı. Disk ve teyp veri depolama ve müzik kayıt endüstrisi için temel oluşturdu.

1901: İlk radyo dalgası başarıyla nakledildi.

1902: Guglielmo Marconi Cornwall Newfoundland, radyo sinyallerini geliştirdi.

1904: İlk düzenli çizgi roman basıldı.

1906: Lee DeForest, yükseltici tüp icat etti. Bu gelişme sayesinde radyolar ve diğer iletişim sistemleri gelişim gösterecektir.

1910: Thomas Edison ilk sesli ve hareketli resmi gösterdi.

1914: İlk kıtalar arası telefon yapıldı. Radyo teknolojisi kullanıldı.

1916: Bireysel radyolar üretildi.

1923: İkonoskop icat edildi, bu televizyonun gelişimini sağladı.

1925: John Logie Baird, ilk deneysel televizyon sinyal gönderdi.

1926: Warner Brothers Studios, görüntü diskinin yanında ses diski olan bir makina yaptı, ikisini senkronize ederek gelişmiş bir sesli film sistemini yaptı. Çalışmalarda Thomas Edison yardımcı oldu.

1927: NBC radyo ağına girdi. – İngiltere’de İlk televizyon yayınları başladı. Warner Bros, “Jazz Singer” ilk başarılı sesli görüntüyü sağladı.

1930: Radyo için “Altın Çağ” zamanı başladı. ABD’de İlk televizyon yayınları yapıldı.

1934: Joseph Begun teyp icat etti.

1938: Televizyon yayınları gerçek anlamda başladı.

1939: Durmaksızın yayın yapılmasını sağlayan zamanlanmış televizyon yayınları başladı.

1944: Günümüz bilgisayarına en yakın bilgisayarların temeli atıldı.

1949: TV ağı ABD’de başladı.

1951: Bilgisayarlar ilk defa ticari amaçla satılmaya başlandı.

1958: Chester Carlson fotokopi veya Xerox makinesini icat etti. – Entegre Devre icat edildi, bu elektronik cihazların daha minyatür olmasını sağladı.

1963: Posta kodları ABD’de icat edildi. –  İlk başarılı faks makinesi yapıldı.

1969: ARPANET ile ilk internet başladı.

1971: Bilgisayarlar için disket icat edildi.

1972: Kablolu TV yayını başladı.

1976: Apple ev bilgisayarını icat etti.

1979: İlk cep telefonu iletişim ağı Japonya’da başladı.

1980: Sony, Walkman’i icat etti.

1981: IBM PC (Personal Computer) satmaya başladı. İlk dizüstü bilgisayarlar satışa sunuldu. Fare bilgisayarın doğal bir parçası haline geldi.

1983: İlk cep telefonu şebekesi ABD’de başladı.

1984: Apple Macintosh’u duyurdu.

1985: Cep telefonları yaygın hale geldi.

Genç Nesil ve Sosyal Medya

Hem çocuklar hem de gençleriçintelefonlar hayatlarının büyük bir parçası haline geldi. Uzmanlar, ergenlerin yaklaşık% 90’ının en az bir çeşit sosyal medya kullandığını ve bu ergenlerin% 75’inin bir sosyal paylaşım sitesinde bir profile sahip olduğunu söylemektedir. Hemen hemen her ülkede toplam ergen sayısının yarısından fazlası, her gün sosyal ağ sitelerini ziyaret etmektedir. Bu rakamlar birkaç yıl öncesine oranla çok daha yüksektir ve bunların azalma ihtimali yoktur.

Bu durumun bazı endişe verici yanları vardır. Sosyal medya ortamında korkulması gereken tehlikeler ve çok hassas noktalar bulunur . Çocuklar her zaman iyi kararlar veremezler; Bazen Facebook veya YouTube’dagibi ağlarda sorunlara yol açabilecek  şeyler yayınlayabilirler. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuklarına sosyal medyayı doğru bir şekilde nasıl kullanacaklarını öğretmeleri önemlidir.

Sosyal Medyanın İyi Yönleri

Sosyal medya aşağıdaki konularda çocuklara yardımcı olabilir:

  • arkadaş ve aile ile iletişim kurmanızı sağlar
  • Gönüllü organizasyonlar veya yardım kampanyası gibi kar amacı gütmeyen hayır kurumlarının organizasyonlarına katılmanıza ortam hazırlar
  • Fikirlerinizi, müziğinizi ve sanatınızı paylaşarak yaratıcılığınızı besler.
  • iletişime geçebilir veya benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle etkileşimde bulunabilirsiniz.

Sosyal Medyanın Kötü Yönleri

Sosyal medyanın olumsuz yönleri, kötü sonuçlar doğurabilir. İstemsiz olarak, çocuklar internette gerekenden daha fazla yayın yapıyorlar.

Yapılan bir araştırmada, 10 ergenden 9’unun kişisel fotoğraflarını internette yayınladıkları veya gerçek isimlerini profillerinde kullandıkları; 10 kişiden 8’inin doğum tarihlerini koyduğu ; ve 10 üzerinden 7’sinin yaşadıkları kentin adını koyduğu görülmüştür. Buistatistikler cocukları kötü niyetle takip eden bireylerin işini kolaylaştırır. Çocuklar bu tarz kişilerin saldırısına uğrayarak savunmasız bir duruma düşebilir.

Ergenler hakkındaki bu istatistikler sosyal medyanın tehlikelerini açıkça göstermektedir:

  • Gençlerin% 17’si internette bilinmeyen biri ile iletişime geçtiklerini ve bu iletişimin kendilerini rahatsız veya korkmuş hissettirdiğini söylüyor
  • Gençlerin% 30’u, yaşlarına uygun olmayan reklamlar aldıklarını söylüyor
  • Gençlerin% 39’u, belirli web sitelerine erişmek için yaşlarını yalanladıklarını itiraf etti

Sosyal Medya Konusunda Neden Endişelenmeliyiz?

İnternette zorbalık tarzı sorunlara ek olarak, çocuklar sosyal medyadaki kişiler ile karşılaşma tehlikesi  yaşayabilir. Kullanıldığında, bilgiyi yayınlayan kişinin, nerede yaşadığının bilinmesine izin veren birçok uygulama var. Bu, herkesin uygulamayı kullanan kişinin tam olarak nerede olduğunu bilmesini sağlar.

İnternet üzerinden paylaşılan fotoğraflar, videolar ve yorumlar genellikle yayınlandıktan sonra silinemez. Gençler, silinmiş olduklarını düşündükten sonra bile, bunları internet’ten tamamen silmek imkansızdır.

Uygunsuz bir fotoğrafın yayınlanması çocuğun itibarına zarar verebilir ve yıllar sonra farklı sorunlara neden olabilir; örneğin bir üniversiteye kabul edilmek isteyen veya iş arayan birey için zor sonuçlar doğurabilir . Ya da bir cocukşaka amaçlı dahi olsa kötü bir tweet atıyorsa, birisine zarar verebilir hatta bu tweet tehdit olarak algılanabilir.

Sosyal medyada çok fazla zaman harcamak iyi değildir. Bağımlılık yapıcı etki gösterebilir. Bu bağımlılık sizi asosyal bir birey haline dönüştürür. Sosyal çevrenizden uzaklaşır yalnız kalmaya başlarsınız. Bu tür sonuçlar doğuran sosyal medya bağımlılığı depresyon gibi belirli hastalıklarında habercisi olabilir.

Ebeveynler ne yapabilir?

Çocukların internette neler yaptığını bilmek önemlidir, fakat çok fazla merak etmek onları sizden uzaklaştırabilir ve ebeveyn ile çocuk arasındaki güveni zedeleyebilir. Anahtar, çocuğunuza gizliliğine saygı duyduğunuzu gösteren, ancak tehlikede olmadığından emin olmak için bir yol gösterecektir.

Aşağıdakiler, çocuklarınızla paylaşmanız gereken ipuçları:

  • Iyi bir insan olmalarınıöğretin.Kötü bir şekilde davranmak, sanal dünyada gerçek dünyada olduğu gibi kabul edilemez. Çocuklarınıza başkalarına saygılı ve nezaketle davranmalarını beklediğinizi ve başkaları hakkında hiçbir zaman incitici veya utanç verici mesajlar göndermemelerini açıklayın. Onlara, onları kışkırtıcı ya da onlar hakkında bir şeyler yayınlayan birinin olup olmadığını her zaman söylemelerini isteyin.
  • Bir şey yapmadan önce iki kez düşünsünlerGençlere, yayınladıkları şeylerin kendilerine karşı kullanılabileceğini hatırlatın. Kisiler telefon numaralarının yanı sıra tarafların veya olayların yerini kaydetmekten kaçınmalıdır.
  • Gizlilik ayarlarını kullanmayı öğretinGizlilik ayarları önemlidir ve ne kadar önemli olduklarını vurgulamak için, çocuklarınızın bunları anladığından emin olmak için bunlara birlikte bakın.  Bunailave olarak şifreler korumak için var olduğunu, kimlik hırsızlığı gibi sorunları ve şifrenin kimse ile paylaşılmaması gerektiğini açıklayın.
  • Yabancılarla olan arkadaşlıklarını kabul etmeyin. “Kişiyi tanımıyorlarsa, onları arkadaş olarak kabul etmeyin.” Bu basit bir güvenlik kuralıdır.

 

Dil ve Konuşma Terapisi

Dili kullanabilmenin ve konuşabilmenin önüne bazen hastalık kaynaklı bazı engeller çıkmaktadır. Bu sorunlar genellikle fizyolojik sorunlar olarak adlandırılmaktadır. Hatta bazen zihinsel yetersizlikler ile birlikte de görülebiliyor. Dil ve konuşma terapisi sayesinde tedavisi mümkün olan birhastalıktır. Bu hastalık çocuklar ve yetişkinlerde konuşma, iletişim ve dilsel becerilerde sorunlar yaratır. Bu hastalığın teşhisi uzman hekimler tarafından konularak, dil vekonuşma terapistleri tarafından tedaviedilmektedir.

Konuşma Terapisi Nasıl Yapılır?

Dil ve konuşma terapisi üç ana bölümde tedavi edilmektedir. Bu tedavi sürecinde konuşma bozukluklarının altında yatan temel nedenlere ulaşarak onları ortadan kaldırmak için bir takım çalışmaları kapsayan bir süreçtir. Bu sebeple ilk olarak dile müdahale gerektiren terapiler, daha sonra buna bağlı olarak konuşma bozukluklarındaki terapiler ve yutma bozukluklarının giderilmesi amacıyla yapılan tedaviler yapılmaktadır. Terapileri inceleyecek olursak;

Dile Müdahale Terapisi: bu terapi yönteminde genellikle çocuklara oyun, resim gibi yollarla onları konuşmaya teşvik edebilecek şekilde iletişim kurmayı, bu sayede dil becerisi kazanmalarını sağlamayı kapsayan bir terapi yöntemidir.

Artikülasyon Terapisi: sesleri söyleyememe olarak da bilinen konuşma bozukluklarıdır. Bunun önüne geçebilmek amacıyla çocuklara doğru modeli seslemeleri ve heceleyebilmeleri için egzersizler yaptırılmaktadır.

Yutma Terapisi: bu terapi yöntemi ile yutkunma sorunu yaşayan çocukların bu sorunlarını gidermek hedeflenmektedir. Yutkunma; ağzın çene, dudak, dil gibi bölümlerinin birlikte ürettiği bir reflekstir. Bu yüzden dudak, dil ve çene egzersizleri yaptırılarak bu sorunun aşılması amaçlanmaktadır.

Dil ve Konuşma Terapisi Kimlere Uygulanır?

Dil ve konuşma bozukluğuolan çocuk ve yetişkinlere konuşma terapisi uygulanabilir. Ayrıca yaşına göre konuşmada geri kalmış çocuklara da konuşma terapisi uygulanmaktadır. Dil, konuşma ve yutma sorunu ile ilgili herhangi bir teşhis konulmuş ise yoğun bir terapi ile sorunlar büyük oranda azaltılabilir. Dil ve konuşma terapisine şu durumlarda ihtiyaç duyulmaktadır;

  • Dil, dudak ve damak yarığı olan bireylere uygulanmaktadır.
  • Artikülasyon bozukluğu olan kişiler
  • Gecikmiş konuşmaya sahip olan çocuklar
  • Kekemelik durumu yaşayan kişiler
  • İşitme sorunları nedeniyle konuşma bozukluğu olan kişiler
  • Ses organlarında yaşanan ses kısıklığı ya da ses çatlamaları gibi ses problemi olan kişiler
  • Yutma konusunda problem yaşayan kişiler
  • Kaza, beyin kanaması beyin travması sonucunda dil ve konuşma bozukluğu yaşayanlar
  • Otizm ya da down sendromu sebebiyle konuşma bozukluğu yaşayanlar

Dil Konuşma Terapisi Eğitimi

Dil ve konuşma terapisi alanında eğitim almış kişiler yasal olarak bu işi yapabilirler. Son yıllarda ülkemizde ihtiyacın artmasından dolayı özel üniversitelerde ve devlet üniversitelerinde dil ve konuşma terapisi bölümlerinde eğitimler verilmektedir. Farklı alanlarda eğitim alan kişiler de bu alanda yüksek lisans yaparak eğitimlerini tamamlayabilirler.

Dil ve Konuşma Terapistleri

Dil ve konuşma bozuklukları konularında uluslararası kriterler niteliğinde eğitim almış kişiler bir araya gelerek Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği adında bir dernek kurarak çalışmalarını yürütmektedirler. Amaçları dil ve konuşma terapisi alanında halkı bilinçlendirmek ve bu hastalık için tanı ve tedavisi için bilimsel çalışmalara yapmaktır.

Dil ve konuşma terapisi sözel iletişimde aksaklıklar yaşanmasına neden olan konuşma bozukluklarını, yutma bozuklukları, kekemelik, artikülasyon gibi bozuklukları içeren dil bozukluklarını içerenbir bilim dalıdır. Dil konuşma bozuklukları belirli bir neden bağlı olarak ya da olmayarak ortaya çıkabilir.

Çocuklarda Dil Gelişimini Olumsuz Etkileyen Faktörler

  • Çocuğun sürekli tartışma  ortamlarında bulunması
  • Çocuğun kendini ifade etmesine fırsat verilmemesi
  • Sevgi şevkat gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması ve ilgisizlik
  • İçe kapanıklık
  • Uyum problemi
  • Yanlış öğrenme

Bilgi ve İletişim Teknolojileri

Araştırma ya da gözlem yolu ile veri toplama gerçeğine bilgi denir. İnsan zekasının çalışma sonucu ortaya çıkmaktadır. Kişilerin duygu düşüncelerini herhangi bir yolla karşı tarafa iletmesine iletişim denilmektedir. Teknoloji ise insanların ihtiyaçlarına yönelik ortaya çıkarılmış bilgi ve yeteneklerdir. Bilişim, bilgi ve teknoloji ikilisinin birlikte kullanılmasıyla elde edilmektedir. Bilişim teknolojileri ise bilgiye ulaşmak ve bilgi oluşturmak için kullanılan her türlü yazılı, basılı ya da görsel araçlardır. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü ekonominin vazgeçilmez bir parçasıdır. Sosyal yaşam ve ekonominin hızla gelişen teknolojiye erişebilmesi bu sektörün temelini oluşturmaktadır.

Bilişim teknolojilerinin amaçları;

  • İstenilen bilgiye daha hızlı ve kolay ulaşılmasını sağlamak
  • Maliyeti düşürmek
  • İnsan hayatını kolaylaştırmak
  • Hızlı iletişimi sağlamak
  • Zaman tasarrufu sağlamak

Bilişim Teknolojilerinin Kullanım Alanları

  • Sağlık alanında; hasta kayıt işlemlerinde ve bilgisayarlı tomografilerde kullanılmaktadır.
  • Eğitim alanında; eğitim yazılımları ve uzaktan eğitimde kullanılmaktadır.
  • İletişim alanında video konferans görüntülü konuşma, elektronik posta alanlarında kullanılmaktadır.
  • Bankacılık alanında; ATM ve post cihazlarında kullanılmaktadır.
  • Mimarlık ve mühendislik alanında; bilgisayar destekli tasarımda ve üretim sanayisinde kullanılmaktadır.
  • Havacılık alanında; uçak simülatöründe kullanılmaktadır.

Bilgi teknolojileri sektöründe kullanılan bilgisayarlar;

  • Kişisel bilgisayarlar
  • Tablet bilgisayarlar
  • Masaüstü bilgisayarlar
  • Ana bilgisayarlar
  • Sunucular
  • Dizüstü bilgisayarlar
  • Taşınabilir bilgisayarlar

Bilişim Teknolojileri Araçları

Kullanılan bazı bilişim teknolojileri araçları aşağıdaki listede verilmiştir.

  • Bilgisayarlar
  • Akıllı TV
  • Akıllı Telefonlar
  • Akıllı arabalar
  • Suni kalp cihazı
  • Tarım sulama sistemi
  • MR cihazı
  • Cep Telefonu santralleri (GSM)
  • Uydular
  • Hızlı Tren
  • Yazıcılar
  • Kameralar
  • Depolama Araçları
  • Fotokopi Makineleri
  • Güvenlik Sistemleri
  • Modemler
  • Görüntüleme Sistemleri
  • GPS Sistemleri
  • Xray cihazları
  • Yazarkasa ve pos cihazı
  • Ultrason
  • İnsansız uçaklar
  • Tomografi cihazları
  • Sismograf aletleri
  • Güvenlik sistemleri
  • Araç tanıma sistemi
  • Araç takip sistemi
  • Mobese sistemi
  • Deprem tanıma sistemi

Bilişim Teknolojilerinin Yazılı İletişime Sağladığı Avantajlar

  • Maliyeti düşürerek verimliliği arttırmaktadır.
  • Veri girişini kolaylaştırarak tekrarı azaltır ve zamandan tasarruf sağlar.
  • Kağıt kullanımında ki fiziksel alanı daraltır.
  • Ofis işlerindeki maliyeti önemli ölçüde düşürür.
  • Doküman yönetiminde etkili bir yol sağlar.

Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin 2023 Hedefi

Türkiye’nin 2023 yılı için bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü yönünde büyük hedefleri bulunmaktadır.

  • GSYİH içindeki yüzde 1’lik payının yüzde 3’e çıkarılması
  • Geniş bant abone sayısını 30 milyona çıkarmak
  • Bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyüklüğünü her yıl yüzde 15 oranında arttırmak
  • 1000 Mbps hızına sahip internet bağlantısını 14 milyon haneye sağlamak.
  • GSYİH içerisindeki Pazar payını yüzde 2,9 oranından yüzde 8’ çıkarmak.
  • Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde yer alan firma sayısının 5500’e, bu firmalarda çalışan kişi sayısını 65000’e yükseltilmesi
  • E- dönüşüm alanında ki ülkeler arasında ilk 10’a girmek
  • Türkiye nüfusunun yüzde 80’inini bilgisayar kullanımı alanında bilgilendirmek.

Bilgi Teknolojilerinde Ar-Ge Kanunu

  • Genç nüfus artışı ve online pazarın ilgi görmesiyle birlikte 2016 yılında cep telefonlarındaki abone sayısı 75 milyona ulaşmıştır.
  • Ülkemizdeki donanım, yazılım, telekomünikasyonve bilgi iletişim alanlarına yönelik yapılan harcamalarını bu sene içerisinde 35 milyon ABD dolarına ulaştırmak.
  • Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında Türkiye’de yapılan harcamaları arttırarak dünya ortalamasından daha hızlı bir şekilde büyümesini sağlamak.
  • Türkiye’deki yüzde 61,2 oranındaki internet kullanıcılarını yüzde 65 oranında arttırmak.

Beden Dili Eğitimi

Beden dili kişiler arasındaki iletişimin jest, mimik ve hareketlere dökülmüş hali olarak tanımlanır. Beden dili tek başına bir anlam ifade etmez. Bu sebeple beden dili söz ve ses tonuyla bütünleşerek bir anlam oluşturabilir.Beden dili eğitimi ile birlikte bu anlamları daha iyi anlayabilir ve kendinizi ifade edebilirsiniz.Bu yüzden beden dilinin ne anlama geldiği, hangi davranışın ne anlam ifade ettiğini, karşı tarafın nasıl etkilendiğini bilmek iletişimde büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Kişiler beden dili ile kendini ifade etmektedir. Dünyada her varlığın bir beden dili vardır. Çocuklar beden dilini bilerek doğmaktadır. İlk doğduklarında konuşamadıklarından dolayı beden dili ile kendilerini ifade etmeye çalışmaktadırlar. Ağlayarak çıkardıkları seslerle ses tonuyla ya da elkolhareketleriyleistediklerini anne babalarına iletirler.

Beden Dili Hareketleri ve Anlamları

Bedenlerin kendilerine ait dilleri vardır ve beden dili hareketlerifarklı anlamlar ifade eder. Bu ifadeler her zaman nazik anlamlar içermeyebilir. Beden dili hareketleri ve anlamları;

Bıkın duruş:bu duruş saygısızlığın bir sinyali olarak da nitelendirilebilir. Böyle bir duruş sergilerseniz sıkıldığınız ve bulunduğunuz ortamda olmak istemediğiniz anlamına gelmektedir. Konuşmadan rahatsız olduğunuzu sözle ifade etmezsiniz de duruşunuzla bunu belli edersiniz. Beden dili aklınızdakini yüksek bir sesle açığa vurur.

Bedeninizin kapladığı alan insanları denk tutmaya programlıdır. Dik bir duruşsergilemek bir güç göstergesidir ve kaplanan alanı gösterir. Fakat kambur bir şekilde durmak ise daha az alan kaplayarak daha az güç gösterisi sergilemektedir. Sergilediğiniz iyi bir duruş saygı göstergesidir ve konuşmanın iki taraftaki bağlılığını ifade eder.

Çok yakın duruş: karşınızdaki insanla aranızda çok yakın bir mesafe olması karşıdakine karşı saygı olmadığını ifade eder ve karşınızdakini rahatsız edebilir.

Abartılı el kol hareketleri: el kol hareketleri gerçeği ifade etmek istediğinizi belirtir. Liderlik ve güven belirten bir harekettir. Kontrollü açık el kol hareketleri yapan kişi saklayacak hiçbir şeyi olmadığını göstermeye çalışır.

Konuşurken saate bakmak: beden dili ile saygısızlık yapmanın en büyük hareketlerinden biridir diyebiliriz. Biriyle konuşurken saate bakmak o kişiyle konuşmaktan daha önemli işleriniz olduğunu, konuşmayı bitirip bir an önce o işlerinize dönmek istediğinizi belirten bir ifade şeklidir. Çok önemli bir işiniz varsa dahi karşıdakine bunu daha iyi bir dille ifade edebilirsiniz. Saatinize bakıp durmanız daha saygısızca bir hareket olabilir.

Perçinlenmiş yumruklar: bu hareket şekli karşınızdakinin noktalarına açık olmadığınızı ifade eder. Üstelik sizi tartışmacı ve savunmacı gibi göstererek karşınızdakinde gergin bir hava yaratacaktır.

Konuşurken başka yöne bakmak: karşınızdakiyle konuşurken başka yöne dönmeniz konuştuğunuz kişi ile alakanız olmadığını, rahatsız olduğunuzu ve ona karşı ilgisiz olduğunuzu ifade eder. Bu sebeple konuşurken karşıdaki insana dönük bir şekilde durmaya özen gösterin

Çapraz kollar: bu beden dili hareketiyle fikirlerinizi ve söylemek istediklerinizi saklar savunma durumuna geçersiniz.

Zayıf tokalaşma: bir güven ya da otorite eksikliğini ifade eder. Tokalaşmanın her hali farklı bir anlam içerir. Sıkı bir tokalaşma agresif bir girişimi ifade ederken zayıf bir tokalaşma soğukluğu ifade eder. Bu sebeple tokalaşırken bunu duruma göre ayarlayın.

Söz ve beden dili arasındaki tutarsızlık: söylediğiniz sözlerle o anki hareketleriniz arasındaki tutarsızlık sizin doğru söylemediğinizi ifade eder. Karşınızdaki kişi kandırılmaya çalıştığını düşünerek şüpheye düşebilir. Beden dili ile vermek istemediğiniz mesajı istemeden karşı tarafa verebilirsiniz.

Saçlarınızla oynamak: bu vücut diliile dağınık, fazla enerjik, içine kapanık görünebilirsiniz. Böyle bir davranış sergilemeniz kariyerinizden çok fiziksel görünümünüzle ilgili olduğunuzu düşündürür.

Göz temasından kaşınmak: karşıdaki ile konuşurken gözlerinizi kaçırmanız bir şey gizlediğinizi, bir şeyden kaçtığınızı ya da bir şeylerden kaçtığınızı ifade eder. Özellikle iş ortamında göz temasından kaçınmak özgüven eksikliğini ifade eder. Göz temasından kaçınmanız aynı zamanda sözlerinizin de etkisini yitirebilir. Sürekli göz teması ise liderlik, güç ve güven göstergesidir. Sürekli göz teması ile iletişim kuramayabilirsiniz fakat sürekli göz temasından kaçınmamaya da özen gösterin.

Sert bakışlar: bu beden dili hareketi sizin etrafınızdan memnun olmadığınızı gösterebilir. Sankisürekli onları yargılıyormuşsunuz hissine kapılabilirler. Özellikle iş dünyasında bu bakışlardan kaçınmanız sizin daha avantajlı olacaktır. Bunun yanı sıra güler yüzlü yaklaşımınız karşı tarafa pozitif bir mesaj verecektir.

Beden Dili Eğitimiile Kazanacaklarınız

Beden dili kursu, başarılı ve etkili bir iletişim sağlamak isteyenler için iyi bir yoldur. Kişisel gelişimine önem veren çalışanlar, işverenler, manken ve modeller, öğretmenler, akademisyenler, kurumsal firma çalışanları, hizmet sektörü çalışanları, satış ve pazarlama uzmanları için oldukça iyi bir eğitimdir. Beden dili eğitiminin size kazandıracakları;

  • Sosyal yaşamınızda ve iş hayatınızda kendinizi daha iyi ifade edebileceksiniz ve daha başarılı olabileceksiniz.
  • Bedeninizi daha doğru kullanarak kendinizi ifade edebileceksiniz.
  • Jest ve mimiklerinizi daha etkili bir yol ile kullanmayı öğreneceksiniz.
  • Topluluk önünde konuşma beceriniz gelişecek.
  • Ayrıca karşınızdaki kişinin de beden dilini çözerek onu daha anlayabileceksiniz.
  • İletişim kurma yöntemlerine olan hakimiyetiniz artacak.
  • İlk izlenimlerinizi iyi bir şekilde bırakabileceksiniz.
  • Sahnede rahat bir duruş sergileyebileceksiniz.
  • Özellikle satış ve pazarlama işlerinde çalışan kişiler bu kurslardan aldıkları eğitimlerle kendilerini daha iyi geliştirebilirler.
  • Kendinize olan güveninizin artmasına yardımcı olur.
  • Beden dilini doğru bir şekilde kullanmayı öğrendiğiniz takdirde gerektiği yerde dolaylı yoldan kendinizine kadar iyi geliştirdiğinizi de ifade edebilirsiniz.

Beden Dili Kursunda Neler Öğreneceksiniz?

Beden dili eğitimi ile olduğunuzdan farklı bir kişi haline gelmeyeceksiniz. Fakat eksikliklerinizi giderebilir, duruşunuza yeni bir boyut kazandırabilirsiniz. Bu sebeple kurstan ilk beklentiniz kendinizi geliştirmeye olan isteğiniz olmalıdır.  Beden dili eğitim kurslarında kişilik analizleri, jest ve mimlerin kullanımı, sahne ve beden dili, el kol hareketleri, sunum becerisi, tokalaşma, yürüyüş, sesin etkili bir şekilde kullanılması, göz teması gibi kapsamlı teknikler öğretilmektedir.

Bu kurs sayesinde karşınızdaki kişinin beden dilini de çözebilecek ve bu sayede empati kurabileceksiniz. Beden dilini iyi kullanabilmenin en etkili yolu etkin bir konuşma olduğundan dolayı bazı kurslarda beden dili eğitimi ile birlikte etkin konuşma ve diksiyon dersleri de verilmektedir.

Beden Dili Kurs Süresi

Beden dili eğitim kursu süresi serbest zamanlı olarak 1 hafta sürmektedir. Eğitime başladığınız tarih itibariyle 1 hafta içerisinde eğitiminizi tamamlayabilirsiniz. Kurs sonunda sınav yapılmaktadır. Sınav 10 sorudan oluşmakta ve 10 dakika sürmektedir. Sınavdan 60 üzeri puan aldığınız takdirde başarılı sayılırsınız ve Beden Dili Başarı Sertifikası almaya hak kazanırsınız. Kazandığınız bu sertifikayı CV’nize ekleyerek iş başvurularında size avantaj katmasını sağlayabilirsiniz. Beden dili kurs fiyatları kurs süresi, saati, kurs programı, kursa katılan kişi sayısı ve diğer özelliklere göre farklılık göstermektedir.

İnsanlar genellikle sevginin ve ilginin fazlasını beklemektedirler. Vücut dili bilgilerinizi olumlu bir şekilde kullanarak insanlara daha olumlu yaklaşabilir ve onlar üzerinde pozitif bir etki yaratabilirsiniz. Doğru bağı kurarak sevgi ve dostluk bağını güçlendirebilirsiniz. Vücut dili konusunda kendinize kattığınız her şey sizi çevrenize bir adım daha yaklaştıracak ve hayatınızda sizi bir adım daha önde tutacaktır. Özellikle insanların kişisel özelliklerini, kültür seviyelerini ve yaşadıkları ortamları göz önünde bulundurarak iletişim kurabilirseniz doğru sonuca ulaşabilirsiniz.

Başbakanlık İletişim Merkezi Ne İş Yapar?

Günümüz dünyasının gelişmekte olan teknolojisi ile beraber artık insanlar pek çok farklı işlemi geçmiş dönemlerin aksine hiç olmadığı kadar kolay bir şekilde yapma olanağına erişmiş oluyorlar. Geçmişte vatandaşların devlet ile olan ilişkileri oldukça zorlu yollardan geçmek zorunda kalıyordu. Böyle olunca da pek çok kişi öneri ya da şikayetlerini devlet yetkililerine iletmekten vazgeçiyordu. Şimdilerde ise Başbakanlık İletişim Merkezi devreye girdi.

Kısa adı BİMER olan merkez genel itibari ile Başbakanlık ile halkın arasında köprü görevini oldukça başarılı bir şekilde yerine getirmektedir. BİMER ile beraber devlet ve vatandaşın arasında bulunmakta olan iletişim kanalları mümkün olan en açık hale getirilmekte ve gerekli olan müracaatların istenilen her yerden başarılı bir şekilde yapılabilmesi adına tüm çalışmalar başarılı şekilde yerine getirilmektedir.

Bununla beraber vatandaşlar cevaplarını da aynı sorunlarını ilettikleri kadar hızlı bir şekilde elde etmiş olmaktadır. İnsanlar Başbakanlık İletişim Merkezi’ne gerek “150” numaralı telefon ile gerekse internet sitesinde yer almakta olan form aracılığı ile diledi gibi ulaşabilme imkanına sahip olmaktadır.

Başbakanlık İletişim Merkezi Bünyesinde Neler Yapılır?

 Kamuda yer almakta olan kurum ve kuruluşlar ile ilgili istek, öneri, talep ya da şikayetler var olan BİMER sistemi kapsamında yetkili olan kişilere sorunsuz bir şekilde iletilebilmektedir. Yine bu kurumlarda çalışmakta olan alt ve üst düzeydeki kişiler ile yaşanmış olan sorunların şikayetleri de sistem üzerinden yapılabilmektedir.

Bilgi edinme kanunu kapsamında yer almakta olan haklar dahilide valilikler ya da kamu kurumlarından talep edilmek istenilen bilgilere ulaşmak Başbakanlık İletişim Merkezi sayesinde hiç olmadığı kadar kolay bir hale gelmiş olmaktadır.

Başbakanlık İletişim Merkezi Başvurusu Nasıl Yapılır?

 Vatandaşlar “150” numaralı çağrı merkezinin yanı sıra BİMER’e ait olan internet sitesi üzerinden ilgili formu doldurmaları sureti ile de gerekli olan başvuruları kolaylıkla yapabilirler. Bununla birlikte e-devlet şifresi kullanılarak da istenilen tarzdaki başvuru kısa bir süre içerisinde yapılabilir.

Bunun için sisteme giriş yaptıktan sonra arama bölümüne BİMER yazılması, ilgili sayfaya yönlendirilmek adına yeterli olacaktır.

Ailede İletişim

Ailede iletişim günümüzün oldukça önemli bir konusudur. Çokça tartışılması gereken ve oldukça önem arz eden bir konu olmasına rağmen, yeteri kadar ele alınmadığı açıkça görülmektedir. Sosyal, psikolojik ve duygusal birçok problemin altında ne yazık ki ailede iletişimin bozuk olması yatmaktadır. Ailede iletişim denilince ne yazık ki akla günlük konuşma kategorisine giren;  çocukların okuldaki durumları, alışveriş listelerinin belirlenmesi, günlük hal hatır sormalar ve kısa konuşmalar gelir. Fakat bunlar yalnızca günlük konuşma kategorisine aittir ve aile içi olması gereken iletişimi karşılamaz. Aile içi iletişimin doğru olması için ebeveynlerin ve çocukların birbirlerine zaman ayırmaları ve birlikte sosyal aktivite gerçekleştirmeleri gerekmektedir.

       AİLEDE İLETİŞİMİN TOPLUMDAKİ ROLÜ

       Ailede iletişimin sığ olması ne yazık ki toplum içerisinde gerçekleşen iletişimin de zayıflamasına sebebiyet verir. Aile içerisindeki bireyler birbirleriyle yabancılaştıkça, etkin iletişimin dışarıdaki yabancı gruplara yaklaştığı görülmektedir. Baba, iş yeri veya maç arkadaşlarıyla, anne kadınlar arası toplanmalardaki arkadaşlarıyla, çocuklar da okul veya bulundukları sosyal ortamlardaki arkadaşlarıyla etkin iletişimde olmayı seçmekte ve böylelikle aile içi iletişim bağları gitgide zayıflamaktadır. Evin içinde oluşan bu ayrışma, bireyler farkında dahi olmadan aile arasında yabancılaşmayı beraberinde getirmektedir. Aile içerisindeki iletişimin bu denli bozulması, ev yaşantısında ve ilişkilerdeki krizi arttırmakta ve bunun sonucunda aile bireyleri kendilerini tatmin edeceğine inandıkları farklı yollara başvurma gereği duymaktadırlar. Bu denli krizleri son dönemde medyada oldukça sık karşılaştığımız aile içi şiddet, suçlama ve son derece yükselişte olan boşanma vakalarını öne sürerek örneklendirmek mümkündür.

       AİLEDE İLETİŞİMDE EBEVEYNLERİN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ROLÜ

       Ebeveynler çocuklarına karşı asla emir vererek yönlendirme yapmamalıdır. Çocuklar aile içinde bir konu konuşulurken eğer onları da ilgilendiren bir konu söz konusuysa, bir yetişkin gibi dinlenmeli ve onların katılımı da önemsenmelidir. Çocukları gözdağı vererek uyarmak onları korkutmaktan başka bir işe yaramaz. Bunu yapmak yalnızca çocuğun anne babasına öfke duymasına sebebiyet verir. Bu nedenle ebeveynler bunu gerçekleştiremeyecek olsalar bile çocuğun isteklerine karşı saygılı olmakla ve onu dinlemekle mesuldürler. Aynı zamanda çocuğa karşı şakacı ve alaycı tutumlar sergilenmemelidir.

       AİLEDE İLETİŞİMİN SAĞLANAMAMASININ ÇÖZÜMLERİ NELERDİR?

       Hayatın hangi noktasına bakılırsa bakılsın, şefkatin ve merhametin iyileştiremeyeceği bir sorunun olmadığı görülmektedir. Burada en büyük rol anne ve babaya düşmekte olup, aile içi disiplini sağlamaları ve kimseyi kırıp incitmeden şefkatli ve birbirine bağlı bir aile yapısı oluşturmaları gerekmektedir. Ebeveynler bir çocuğun gelişiminde daima örnektir. Bu nedenle eşler öncelikle kendi aralarındaki huzuru ve iletişimi sağlamalı, daha sonra çocukların sosyal rollerini benimsemelerine yardımcı olmalıdır. Empatinin önemi her türlü iletişimde yadsınamayacak derecede büyüktür. Bu nedenle aile içi empati geliştirilmelidir. Ailede iletişim kurulurken büyük veya küçük, ailenin her bireyi birbirini sabırla dinlemeli ve birbirine cevap vermelidir. Ailedeki bir bireyin sorunu olduğunda aile içi toplantı yapılmalı ve bu soruna birlikte çözüm üretilmelidir.