Torosların Zirvesinde Tatil

Pozantı’nın ilk çağlardaki adı olan Pendosis Torosların zirvesindeki malikânenizdir. Birçok ulusun yaşadığı Pendosis şehri kalıntıları ile Gülek boğazı yolu üzerine kurulmuş olan Pendosis tarih boyunca coğrafi konumu bakımından önemli bir yere sahip olmuştur.  Adana havalimanına 55 dakika mesafede yer alan Pozantı ilçesi tatil köyünün bulunduğu, otoyol, demiryolu ve devlet yollarının birleştiği bir ilçedir. İnanç merkezleri koridoru üzerinde bulunan tatil köyü Pendosis, dört mevsim hizmete açıktır. Bozulmamış bir doğaya sahip olan Pendosis, rafting, trekking,  fotoğrafçılık, tarih, ekolojik, sağlık, kaplıca,  ve botanik çeşitliliği bünyesinde toplayan bir bölgededir.

Pendosis Karboğazı Kayak tesislerine 25 dakika, Saint-Paul kilisesi, Kleopatra Kapısı ve Ashab’ı Kehf’in yer aldığı Tarsus ilçesine 45 dakika, Kapadokya’ya, Mersin-Viran Şehir, Kızkalesi, Adam Kayalar, Cennet-Cehennem, Adam Kayalar, Kanlı Divane antik kentine 1,5 saat mesafede yer almaktadır.

Ayrıca Hatay’da bulunan Saint-Pierre, Harbiye ve dünyanın 2. büyük mozaik müzesine de 2,5 saat mesafede bulunmaktadır. İpek yolu ve 5000 yıllık tarihi Kalya yolu Pozantı’dan geçmektedir. Pozantı İç Anadolu’yu Akdeniz kıyılarına bağlamaktadır.

Pozantı Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Kahramanmaraş, Gaziantep, Mersin, Osmaniye, Adana, Konya, Ankara, Kayseri, Kapadokya, Ihlara Vadisi gibi tarihi ve turistik merkezlere ile bağlantılıdır. Bölgede kış ve yaz turizminin yoğunlaştığı alanlar genellikle Çiftehan Kaplıcaları, Ulukışla, Aladağ Milli Parkı, Karagöl ile Bolkar Dağları, Demirkazık zirvesi bölgeleridir.

Pendosis Otel

25 dönüm arazi üzerine kurulmuş Akdeniz’in Toros Dağları’na bakan Pendosis Tatil Köyünde Pendosis Otel yer almaktadır. Otelin doğal kaynak suyu olan, çam ağaçları ile çevrili nefes kesen bir manzarası vardır.

Otelin 6 aile süiti, 3 şömineli süit, 16 kademeli aile süiti, 17 standart odası, 1 engelli odası, 2 vip villa ve 8 çatı katı yer yataklı odası bulunmaktadır. Sade ve şık bir şekilde dizayn edilen odalarda rahatlıkla kalabilirsiniz. Ayrıca odalarda uydu TV, telefon, kablosuz internet bağlantısı, mini bar, saç kurutma makinesi ve özel eşyalarınızı saklayabileceğiniz bir kasa yer almaktadır. Odalar merkezi ısıtma sistemi ile ısınmaktadır.

Pendosis Otel’in barbecue barı, havuz barı, şömine barı, çok amaçlı eğlence merkezi olarak düşünülmüş olan Çalkapı barı, 1 adet A’la Carte restoranı, çocuklara özel yüzme havuzu ve oyun parkı, açık havuz, kapalı havuz, plaj ve otopark bulunmaktadır.

Ayrıca otelde çocuk bakım hizmeti de mevcuttur. Otelde bulunan basketbol, tenis ve voleybol sahaları sayesinde de güzel vakit geçirme imkânı bulabilirsiniz. 0-6 yaş çocuklardan ücret talep edilmemektedir.

Pendosis Otel şehir merkezine 55 dakika, Tarsus’a 80,  Adana Havalimanı’na 95 km,  Mersin’e 120, Nevşehir’e 190, Kayseri’ye 240, Konya’ya 260, Kahramanmaraş’a 270, Antakya’ya 280, Gaziantep’e 290 ve Ankara’ya ise 370 km mesafede yer almaktadır.

Adana’da Gezilecek Yerler

Taş Köprü: Adana’nın tarihi eserlerinden biri olan ve Roma İmparatoru Hadrian tarafından 2. Yüzyılda yaptırılan Taş Köprü Seyhan Nehri üzerine kuruludur. Dünya’nın araç trafiğine açık en eski köprüsüdür. 21 gözlü olan Taş Köprü günümüzde kara kısmının taşlar ile doldurulması sebebiyle şu anda 14 gözlü olarak görünmektedir.

Ulu Camii: Çok önemli uygarlıklardan biri olan Ramazanoğulları’nın geride bıraktığı en önemli yapılardan biri olan Ulu Camii eski şehir bölgesinde yer almaktadır. İnşası 1541 senesinde biten camiinin duvarları ve içerisindeki mimarisi tarihi dokusunu korumuştur.

Ramazanoğlu Medresesi: Ramazanoğlu Beyliği’nden ayakta kalan Ramazanoğlu Medresesi Ulu Camiinin hemen karşısında yer almaktadır. Huzur dolu bahçesi ve oturup dinlenilecek güzel avlusu ile Adana’nın görülmeye değer mekânlarından biridir. İçeride ney enstrümanı çalan gençlere denk gelebilirsiniz.

Tarihi Saat Kulesi: inşaatına 1881 yılında başlanan saat kulesi 1882 yılında tamamlanmıştır. Türkiye’nin en uzun saat kulesi olan bu saat kulesi 32 metre yüksekliğindedir.

Tarihi Kazancılar Çarşısı: Şehrin çarşısında yer alan Kazancılar çarşısı, bakır ve kazan imalatı ve tamiratı yapan dükkânların yer aldığı eski ve tarihi bir çarşıdır.

Adana Etnografya Müzesi: Önceleri kilise olarak kullanılan bina, 1924 yılından sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Müzenin içerisinde Çukurova köylerinde ve Toroslarda yaşayan yörüklere ait eşyalar yer almaktadır.

Bebekli Kilise: Kazancılar çarşısına 10 dakika yürüme mesafesinde yer alan kilise, 1880’li yıllarda St. Paul adına bir İtalyan Katolik kilisesidir. Kilisenin özelliği kilise üzerinde yer alan Meryem Ana’nın elinde tuttuğu 2,5 metrelik tunç heykelinin bebeğe benzetilmesinden dolayı Bebekli Kilise olarak anılmaktadır.

Atatürk Parkı-Ziyapaşada-Gazipaşa ve Atatürk Caddeleri: Atatürk parkı boyunca birçok farklı kafe, restoran ve eğlence merkezleri yer almaktadır. Ziya Paşa Caddesinde birçok lüks mağaza ve kafeler yer almaktadır. Alışveriş için oldukça güzel bir bölgedir.

Adana Merkez Parkı: Türkiye’nin en büyük parkı olma özelliğine sahip bu park yemyeşil devasa bir alandan oluşuyor. Adana gezisinde mutlaka bu parka uğrayın ve doğanın tadını çıkarın.

Sabancı Merkez Camii: Türkiye’nin ve de Ortadoğu’nun en büyük camisi olarak bilinen Sabancı Merkez Camii Seyhan nehrinin hemen kıyısında kuruludur. Nehir kenarında hoş bir manzara sunan caminin 99 metre yüksekliğinde 6 tane minaresi bulunmaktadır. Caminin 4 yarım kubbesinin 4 halife ve 4 mezhebe, 6 minarenin imanın 6 şartına, 5 kubbenin ise İslam’ın 5 şartına denk geldiği bilinmektedir. Avlusunda yer alan 28 kubbenin Kur’an da adı geçen 28 peygambere, caminin ana kubbesinde yer alan 40 pencerenin ise Hz. Muhammed’in peygamber olduğu yaş olan 40’a ve 99 metre yüksekliğindeki minarelerin ise Allah’ın 99 güzel ismine denk geldiği bilinmektedir.

Arkeoloji Müzesi: Türkiye’nin en eski 10 müzesinden biridir. Cumhuriyet’in ilanından 1 yıl sonra inşa edilmiştir. Müzede Hititlere ait Kapı arslanı, lahitler ve yazıtlar yer almaktadır. Ayrıca eski dönemlere ait pek çok farklı hayvan, tanrı ve tanrıça figürleri de sergilenmektedir. Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.

Atatürk Müzesi: Kuvayı Milliye döneminden kalan büstlerin, Atatürk’ün bal mumu heykelinin, çok sayıda kitabın sergilendiği bu müze Atatürk’ün 15 Mart 1923’te Adana’da ziyaret ettiği yerdir.

Adana Sinema Müzesi: Yılmaz Güney, Ali Şen, Şener Şen, Orhan Kemal, Abidin Dino gibi sinemada emeği geçen Adanalı sanatçıların balmumu heykellerinin sergilendiği bir müzedir.

Seyhan Barajı Gölü: Adana’nın kuzeyinde kalan göl tam huzur bulunacak dinlenmelik bir yer. Göl boyunca küçük seyyar satıcılar bulunmaktadır. Ayrıca akşam yemeği yemek için çok güzel restoran ve kafeler de bulunmaktadır.

Misis Köprüsü: Adana’nın ayakta kalan önemli tarihi yapılarından biri olan Misis Köprüsü Ceyhan Nehri üzerinde yer almaktadır. Ceyhan Nehri civarında yer alan Misis Höyüğünden çıkarılan tarihi mozaikler Misis Mozaik Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

MS hastalığı nedir (Multipl skleroz)?

Multipl skleroz (MS hastalığı) beyin ve omuriliğe saldıran bir hastalıktır.Ne yazık ki, MS hastalığının hala bir  tedavisi yoktur. Ancak semptomları önleyecek birkaç çözüm yolu vardır. Bu duruma sahip birçok insanın semptomları kontrol edilebilir ve aktif, sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olunabilir.

Multipl skleroz

Beyin gövdesi kontrol merkezi, hareket, denge, duyu ve akıl gibi belirli işlevleri kontrol eder. Beyin miyelin adı verilen koruyucu bir tabaka ile kaplanır sinirler yoluyla mesaj gönderme ve alma  işlevlerini kontrol eder. MS hastalığı beyin ve omurilik sinirlerini kaplayan miyeline zarar verir. Bu katmanın kaybı sonucu etkilenen sinirler nedeniyle mesajları daha yavaş aktarır veya hiç aktarılmaz duruma gelir.

MS hastalığının nedenleri ve risk faktörleri

MS hastalığının nedeni bilinmemektedir, ancak çoğu araştırma, bunun bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık olduğunu göstermektedir.Bu, bilinmeyen bazı ajanların vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirdiği ve yanlışlıkla miyelinlere saldırıp yok etmeye yöneldiği anlamına gelir. MS hastalığı genellikle yetişkinlerde 20 ila 40 yaşlarında ve kadınlarda erkeklere nazaran daha fazla görülür. Ayrıca, aile öyküsünde MS hastalığı olan kişilerin bu hastalığa yakalanmaları daha olasıdır. Sigara içmek MS’ye neden olmaz, ancak semptimlarını daha da kötüleştirebilir.

MS Türleri

MS’in üç ana türü vardır:

  • Tekrarlayan remitter:Bu tip MS hastalığı en sık görülendir. Belirtiler, ataklar ve salgınlar şeklinde ortaya çıkar. Bu evreden sonra kısmi veya toplam iyileşme dönemleri gelir. Saldırılar zamanla daha da kötüleşebilir.
  • İlerleyici primer:Bu MS türü, zaman içinde yavaş yavaş kötüleşen semptomların  başlamasıyla karakterizedir. İyileşme dönemi yoktur.
  • Sekonder progresyon:Bu tip MS relapsing-remitting olarak başlar ve stabilite periyodundan sonra sürekli kötüleşmeye başlar. Nükseden remitting MS hastalarının yaklaşık yarısı, ilk ataktan sonraki 10 yıl içinde ikincil ilerleyen MS kontraktürü yaşamıştır.
  • Progresif nüks: Bu MS türü, yavaş ilerleyen semptomları ve epizodik salgınları birlikte içerir.

MS belirtileri

MS belirtileri kişiye göre değişir. Belirtiler, etkilenen bölgeye, beynin ve omuriliğin sinirlerine verilen zararın şiddetine bağlıdır. Ayrıca, bir kişinin hastalık seyri sırasında farklı semptomları olabilir. Bunlar şunları içerebilir:

  • Yorgunluk
  • Uyuşma, karıncalanma veya his kaybı
  • ağrı
  • Kollarda ve bacaklarda kas spazmı veya zayıflığı
  • Hızlı göz hareketleri, çift görme veya görme kaybı gibi görme sorunları
  • Denge ve koordinasyon sorunları
  • Kollarda ve bacaklarda yürüyüş ya da hareket ettirme sorunları
  • Bağırsakları ve mesaneyi kontrol eden problemler
  • Cinsel işlevle ilgili sorunlar
  • baş dönmesi
  • Yoğunlaşmada zorluk, bir şeye odaklanma veya hatırlama güçlüğü
  • Muhakeme ve problem çözmede zorluk
  • Konuşma veya yutma zorluğu
  • depresyon

MS tanısı

MS hastalığının semptomları diğer hastalıklarınkine benzer olabildiği için MS tanısı koymak zor olabilir. MS tanısı koymak için kişinin en az iki semptomatik atak geçirmiş olması gerekir. MS tanısını doğrulamak için, sağlık danışmanınız ortaya çıkan semptomları dikkatlice gözden geçirecektir. Nörolojik muayene ile kas gücünü, dengesini, koordinasyonunu ve reflekslerini değerlendirir. Ayrıca düşünme, hatırlama, görme, duyma ve konuşma yeteneğini de değerlendirilmelidir. Tüm bu değerlendirmeleri yapmak için doktorunuz aşağıdaki testleri yapmak isteyebilir.

  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG):Bu test ile beyin ve omuriliğin ayrıntılı görüntüleri yakalanabilir.Genellikle lezyon veya plak olarak adlandırılan hasarlı sinirlerin olduğu alanları değerlendirmek için kullanılır.
  • Uyarılmış potansiyeller:Bu testler, vücudun sinirlerinin ışık, yüksek sesler veya küçük elektrik şokları gibi belirli duyusal uyaranlara tepki verdiği hızı ve doğruluğu değerlendirir.
  • Lomber ponksiyon:Bu test, sinir kılıfının (demiyelinizasyon) hasar belirtilerini tespit etmek için beyin ve omuriliği çevreleyen sıvının olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır.
  • Kan testleri:Semptomların diğer nedenlerini dışlamaya yardımcı olurlar.

MS tedavisi

Tedavinin amacı semptomları kontrol etmek ve hastalığın bu kadar hızlı ilerlememesini sağlamaktır. Semptomlar aşağıdaki yöntemlerden bir veya daha fazlası ile kontrol edilir:

  • İlaçlar:Bazı ilaçlar vücudun bağışıklık sistemine etki eder ve miyelin ataklarını önler. Bu saldırıların sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Diğer ilaçlar, ataklar ortaya çıktığında semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olur veya ağrıyı hafifletir.
  • Rehabilitasyon:MS’in neden olduğu semptomlar veya problemler günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir. Fizyoterapi, mesleki terapi ve konuşma terapisini içeren rehabilitasyon, kişinin gücünü ve işleyiş düzeyini korumaya yardımcı olabilir. Gerekirse, sağlık uzmanınız size köpekler, yürüyüşçüler veya tekerlekli sandalyeler gibi yardımcı araçlar kullanmanız için talimat verecektir. Ayrıca çalışma alanını ve güvenliğini güçlendirmek için kişinin yaşadığı yer de değiştirilebilir.
  • Destek hizmetleri: Bunlar, hastaların MS ile yaşamalarının zorluklarına karşı yardımcı olabilmek için psikolojik danışma grupları ve destek gruplarını içerir. Hastanın ailesi ve arkadaşları da bu hizmetlerden yararlanabilir.
  • Yaşam tarzındaki değişiklikler: Yaşamtarzınızda ve günlük rutininizde belirli değişiklikler yapmak, semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Bu, yeterli dinlenmeyi, periyodik olarak egzersiz yapmayı, sağlıklı beslenmeyi ve stresi azaltmayı içerir. MS bölümlerine neden olabilecek her şeyi tanımlamak ve önlemek de yararlı olabilir.
  • Diğer tedaviler:Yetkililer araştırmalarını sürdürerek MS için yeni tedaviler geliştirmeye devam ediyor. Bunların çoğu, güvenlik ve etkinliklerini doğrulamak için klinik çalışma aşamasında. Sağlık uzmanınız, sizin için bir seçenek olabilecek tedaviler hakkında size daha fazla bilgi verebilir.

 

 

Spor ve Şıklığı Bir Arada Yaşayabileceğiniz Yazlık Spor Elbise Modelleri

Tasarımcıların ve spor ürünleri markalarının en yeni tasarımları sayesinde; artık hanımlarımız hem şık, hem de kullanışlı kıyafetleri rahatlıkla alabiliyorlar. Bugün sizler için spor ve şıklığı bir arada yaşayabileceğiniz yazlık spor elbise modelleri araştırmamızı paylaşmak istiyoruz.

2018 yaz sezonunda, gündelik hayatımızda yazın kavurucu sıcaklarında bizi serin tutacak ve görünüm açısından şıklığımızdan ödün vermeyeceğimiz muhteşem tasarımlar bulunuyor. Yumuşak kumaşları ve pamuksu dokuları sayesinde, yaz aylarında sıkça tercih edilen bu modeller, şık stildeki tasarımlarıyla da, elegant görünmek isteyen hanımlarımıza bir seçenek oluşturabiliyor.

Spor ayakkabılarla ve slip on ayakkabılarla kombinleyebileceğiniz yazlık spor elbise modelleri, bu yaz sokak modasının vazgeçilmezleri arasına girmeyi başarabildi. Yürüyüşlerinizde, plajlarda ve hatta çarşılarda rahat hareket ederken, aynı zamanda cool bir görünüm elde etmek istiyorsanız, dolabınızda bu elbiselerden mutlaka bulundurmanızı tavsiye ediyoruz. Çanta tercihinizi yaparken ise, yine elbisenin ve ayakkabının tercihini göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

Diz üstü mini spor elbiseler, uzun spor elbiseler, kısa kollu spor elbiseler ve tek omuz spor elbiseler olarak farklı birçok modeliyle, vitrinleri süslemeye başlayan parçalara kolayca ulaşabilirsiniz. Ünlü firmalar tarafından, değişik renk ve desenlerde üretilen kıyafetler bu özelliği sayesinde de, her zevke hitap edebileceğe benziyor.

Salaş modeldeki spor elbiseler, gündelik hayatta sokak modasında kullanılabildiği gibi, zarif desenlerdeki mini veya uzun spor elbiseleriniz; geceleri yaz partilerinde bile değerlendirilebiliyor. Beraberinde kullanılan aksesuar ve altına giyilecek ayakkabıyla tamamen havasını değiştirebileceğiniz elbiseleriniz, sonbahar mevsimi geldiğinde kot montlarınızla gayet şık kombinlenebiliyor.

Ten renginiz, zevkleriniz ve beden ölçülerinize göre alacağınız spor ve şıklığı bir arada yaşayabileceğiniz yazlık spor elbise modelleri, dolabınızda birçok gün kurtarıcınız olarak bulunabilir. Bu şekilde, gayet kadınsı görünürken, aynı zamanda günün koşturmacasında kendinizi elbisenizin içinde konforlu hissedebilirsiniz.

Elbiselerin kullanan kişi tarafından rahat taşınabilmesinin önemi düşünüldüğünde, bu elbiselere neden bu kadar rağbet olduğu da anlaşılabiliyor. Genellikle spor giyinen hanımlarımızın, kadınsı görünüm kazanmalarında bir geçiş oluşturabilecekleri bu elbiseler, her bayanın mutlaka denemesini önerdiğimiz seçenekler arasında yer alıyor.

Sokak Modasının Yıldız Parçası; Kot Şort Kombinleri

Gerek şehir hayatında, gerekse plajlarda farklı şekillerde kombinlenebilen kot şortlar, yazın en trend giyim parçaları arasında yer almaktadır. Havuz başlarında ve kumsallarda, bikini ve mayoların üzerine giyinilerek, gayet şık bir görüntü elde edilen şortlar; sokak modasının da vazgeçilmez kıyafetleri arasında çizgisini sürdürmektedir.

Sokak Modasının Yıldız Parçası; Kot Şort Kombinleri

Günümüzde hemen her kadının dolabında kot şortu bulunmaktadır. 2018 yaz sezonunu mercek altına aldığımız zaman, bu sezonda trend olan bu şortlara hala sahip olmayan hanımlarımız kaldıysa, çeşitli şekillerde değerlendirebilmeleri için, mutlaka almalarını öneririz.

Senenin trend kot şort modellerini incelediğimizde; yırtık Jean şortlar, yüksek bel detaylı şortlar, püsküllü şortlar ve dantel detaylı şortlar olarak çeşitlendiğini görüyoruz.

Yaz aylarının sıcak günlerinde, kullanım rahatlığı ve elegant görünümüyle sıklıkla tercih edilen Jean şortlar; tişörtler, kısa üst bluzlar, boyfriend gömlekler, bohem ayrıntılı üstler, blazer modelli ceketler, uzun yelek modelleri, kimonolar, omuz dantelli açık bluzlar ve daha sayabileceğimiz birçok farklı şekilde kombinlenebilmektedir.

Kot şortlarınızla giyebileceğiniz ayakkabı seçimine geldiğimizde ise, seçilen kıyafete göre; parmak arası terlikler, sandaletler, espadriller veya topuklu yazlık ayakkabıları sayabiliriz.

Özellikle fit görünüme sahip hanımlarımızda, oldukça hoş ve çekici görünen sokak modasının yıldız parçası; kot şort kombinleri gün içeisinde, pek çok alanda kullanılabilmektedir.

Şık bir günlük kombin önerisi yapmamız gerekirse; uzun bel bir kot şortun üzerine giyeceğiniz beyaz salaş model bir tişörtle muhteşem stiller oluşturabilirsiniz. Yüksek bel kot şortların avantajı, bacak boyu kısa olan hanımlarımızın, bacaklarını olduğundan daha uzun göstermeleridir. Bunun yanı sıra, yüksek bel modeller, bel bölgesi ince ve zarif göstereceği için görüntünüz oldukça çekici olacaktır.

Yine bir diğer kombin önerisi olarak; kot şortlarınızı siyah-beyaz çizgili tişörtleriniz veya kısa üstlerinizle bütünleştirdiğinizde, çok şık stillere gayet rahat ulaşabilirsiniz. Yapacağınız kombinlerde, dolabınızda bulunan hemen her parçayı kullanabilmeniz mümkün olacaktır. Burada sizin giyim zevkiniz ve hayal gücünüz devreye giriyor diyebiliriz.

Uygulayacağınız hafif bir yaz makyajı ve saç modeliyle, görüntünüzü tamamlayabilir, sizde sokak modasının yıldızlarından biri olabilirsiniz.

 

Yaz Aylarında Saç Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Yaz mevsimin de diğer mevsimlerden farklı bir saç bakımı uygulamamız gerekir. Saçlarınızın sıcaktan, deniz ve havuz suyundan kaynaklı uğradığı yıpranmalara karşı nasıl korunması gerektiğini biliyor musunuz?

Sıcak hava, tuzlu deniz suyu, klorlu havuz suyu derken yaz aylarında saçlarımız büyük bir zarara uğrar. “Yaz mevsiminin gelmesi ile saçlarımızı yıpratan ve kurutan etmenler oldukça artış gösterir. Peki, saçlarımızı yazın dış etkilerinden kaynaklı oluşan yıpranmalardan nasıl korumalıyız?

Öncelikli Olarak Temizlik

Saç temizliğine başladığınız zaman tercih edeceğiniz şampuanların derinlemesine etkili şampuanlar olmasına özen gösterin. Derinlemesine etkili şampuanlar hem saçınızı hem de saç derinizi yağ, kepek ve kirden güzelce arındırır. Ancak içerisinde sülfat bulunan ürünlerden kaçının, saçınızın fazla kuru bir yapıya dönüşmemesi için bunu yapmanız doğru bir tercih olacaktır.

Doğal saç bakımı

Saç maskesini kullanmayı aksatmayın! İçerisinde badem yağı, çam terebentini bulunduran hazır maskeleri saçınıza uygulayabileceğiniz gibi, bal ve hindistancevizi yağını kullanarak kendiniz de kolaylıkla saç maskesi hazırlayabilirsiniz. Hindistancevizi yağı saçlarınıza nemlendirici bir etki sağlar, bal ise saçlarınızı onarır ve yumuşatır.

Güneş ışınlarının fazlası zarar

Zararlı güneş ışınları cildimize nasıl zarar veriyorsa aynı şekilde saçlarımıza da zarar veriyor. Bu yüzden saçlarınızda oluşan zararlara karşı koruyucu spreyleri kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarına bire bir maruz kalmamak için fötr şapkalar ve şemsiyeleri de kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarına direkt olarak maruz kalmamaya dikkat edin.

Deniz ve havuz suyundan sakının

Denize ya da havuza girdikten sonra saçlarınızı mutlaka su ile iyice durulayın ve ardından saç diplerinize argan yağını uygulayın. Bu ürünlerin kullanımı, deniz tuzunun ve klorun saçlarınıza zarar vermemesi için önemli bir etkiye sahiptir. Daha kolay olan bir yöntem ise denize ya da havuza girmeden önce bir bone takabilirsiniz.  Bu sayede saçlarınızı hem deniz suyundan hem de zararlı güneş ışığından korumuş olursunuz.

Hangi ürünü kullandığınız önemli

Saçınıza direkt uyguladığınız sprey ve kremlere dikkat edin. Kimyasal ürünlerin aksine doğal ürünler kullanmanız sağlıklı saçlara sahip olmanız için önemli bir etkiye sahiptir. Özellikle hindistancevizi yağı, badem yağı, argan yağı gibi doğal yağlar kullanmanız saçlarınızı derinlemesine temizler ve onarır. Saç maskelerini kendiniz hazırlayabilecek durumda değilseniz tercih edeceğiniz hazır ürünlerin mümkün olduğunca doğal ürünler içermesine dikkat edin.

Saç Bakımı

Günde 100 saç telinin dökülmesi normal olarak kabul edilmektedir. Çünkü dökülen her bir saç telinin yerine yenisi çıkar. Bu süre 6 ile 10 hafta kadar sürebilir. İnsan ömrü boyunca her bir saç kökünden 20 defa yeni saç çıkabilir.  Fakat saç dökülmesi çok sık oluyorsa bu bir saç hastalığı belirtisi olabilir. Bu sebeple saç bakımının doğru ve düzenli bir şekilde yapılması gerekir. Sağlıklı ve canlı saçlara sahip olabilmek için yapılması gerekenler şunlardır;

Saçlarınızın için her gün düzenli olarak kullanabileceğiniz vitamin yağı alın

  • Saçınızı sık sık taramaktan kaçının. Sadece gerektiği zaman şekil verebilmek için tarayabilirsiniz.
  • Keskin metal ya da plastik uçlu taraklar saçlarına zarar verebilir saçlarınızın kırılmasına sebep olabilir. Bu nedenle kaliteli bir tarak ya da fırça yardımıyla saçlarınızı tarayabilir ya da şekil verebilirsiniz.
  • Saçlarınız için kaliteli saç ürünleri kullanarak saçlarınıza zarar vermekten kaçının. Birçok alışveriş merkezinde satılan saç bakım ürünleri ve şampuanlar kimyasal madde içerdiğinden dolayı saçları fazlasıyla zarar verirler. Bu ürünler saçınızı kurutarak daha kolay kırılmasına neden olabilir. İçerisinde pek çok koruyucu maddenin olduğu iddia edilen bu ürünler aslında saç sağlığı için büyük bir tehlike arz eder.
  • Saçlarınızı toplarken çok sıkı olmamasına dikkat edin. Saçların sıkı bantlarla toplanması saç kırılmalarına neden olabilir.

Saç Tedavisi

Kurumuş yıpranmış ve zarar görmüş saçlar için evde yapılabilecek saç tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Sıcak yağ tedavisi: yıpranmış ve kurumuş saçlar için en iyi tedavi yöntemlerinden biri zeytinyağıdır. Sadece zarar gören saçlar için değil sağlıklı saçları beslemek için de sıklıkla kullanılmaktadır. Saçlarınızı beslemek ve saçlarınıza parlaklık katmak için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın. Bütün saç derinize zeytinyağını masaj yaparak yavaş yavaş yedirin. Temiz bir havluyu sıcak suda ıslattıktan sonra sıkın ve başınıza sarın. Havlu soğuduktan sonra bu işlemi 2-3 kez daha tekrarlayın. Bu şekilde zeytinyağı saçlarınız tarafından iyice emilmiş olur. Son olarak saçlarınızı iyice durulayın. Zeytinyağı özellikle çabuk kırılan hassas saçlar için oldukça faydalıdır.

Hintyağı tedavisi: ısıttığınız yarım çay fincanı hintyağını saçlarınıza sürün. Yağı sürerken baş derinizi iyice ovarak yağın saçlarınız tarafından iyice emilmesini sağlayın. Saçlarınızı yavaş yavaş tarayın daha sonra temiz bir havluyu sıcak suya batırıp çıkardıktan sonra iyice sıkarak saçlarınıza sarın. Bu işlemin ardından saat kadar bekleyin. Daha sonra saçlarınızı şampuanla iyice yıkayın. Fazla ince, çabuk kırılan, kuru saçlar için hintyağı oldukça iyi bir tedavi yöntemidir.

Zeytinyağı ve bal tedavisi: bir çay fincanı süzme balın içerisine yarım çay fincanı zeytinyağı ekleyerek karıştırın. Bu karışımı iyice sallayıp çalkaladıktan sonra birkaç gün dinlenmeye bırakın. Bu karışımı saç derinizi ovarak saçlarınızı tarayarak iyice yedirin. Saçlarınızı tararken tarak dişlerinin saç derinize temas etmemesine dikkat edin.  Karışımı saçlarınıza yedirdikten sonra başınıza naylon geçirin ve saçlarınızın sıcaklığını muhafaza edin. Yarım saat boyunca bu şekilde bekledikten sonra bol su ile saçlarınızı iyice yıkayın. Bu tedavi yöntemi koyu renk saçların ışıltılı bir hal alması için oldukça faydalıdır.

Protein tedavisi: hemen hemen her türlü saçlar için uygun olan protein tedavisi yumurta ile yapılmaktadır.  2 yumurtayı çırparak içerisine bir çorba kaşığı zeytinyağı,bir çorba kaşığı sirke ve bir çorba kaşığı gliserin ekleyerek karıştırın. Saçlarınızı bir kere şampuanlayın ardından bu karışımı saçlarınıza uygulayıp 15-20 dakika kadar bekleyin. Daha sonra saçlarınızı iyice durulayın. Çok kısa süre içerisinde saçlarınızdaki canlılığı fark edeceksiniz.

Kakao yağı tedavisi: geniş bir tencerenin içerisinde kaynattığınız suyun içerisinedaha küçük bir kabı oturtun. Kabın içerisine 1 çorba kaşığı susuz lanolin, yarım çay fincanı ayçiçeği yağı ve 1 çorba kaşığı kakao yağını ekleyerek eritin. Yağlar iyice eridikten sonra kaynar suyun içerisindeki kabı alın ve karışımı iyice çırpın. Karışımın içerisine 1 çorba kaşığı su katarak iyice karıştırın. Hazırladığınız karışımı saç derinizi ovarak iyice saçlarınıza uygulayın. Bu şekilde 15-30 dakika kadar bekleyin. Ardından saçlarınızı iyice yıkayın. Bu tedavi yöntemi koyu renk saçlar için oldukça etkili bir yöntemdir.

 

Sindirim Bozukluğu

Karın şişkinliği, gaz sancıları ve çeşitli hazımsızlıklar, acılı ve rahatsız edici bozukluklardır. Oysa, bunların çoğu daha başlangıç devresinde önlenebilir. Besinlerin yeterince çiğnenmeden yutulması, bu qaz sancılarının en önemli nedenidir.

Bu yenenlerin çoğu, unlu ve şekerli besinlerse, göz oluşması daha bir fazladır. Ekmek ve öbür unlu besinlerin sindirimi, tükrük bezlerinin salgıladığı pityalinle, çiğneme sırasında başlar. Midede nişastayı sindirecek bir ferment yoktur. Ve ince barsaklarda sindirim olayı çoğunlukla tamamlanır.

Besin parçalanması ve ağız sal-gısıyla karışması iyi başlamazsa, ince barsakta da bölünme tam olmaz ve sindirim bozukluğu ortaya çıkar. Hamur işleri yumuşak besinlerdir; çiğneme gereği pek duyulmadan yutulur; oysa iyi bir sindirim için, iyice çiğnenmeleri gerekir.

Sadece şeker ve nişastalı besinlerin değil, bû« tün besinlerin iyi sindirilmesi için, çok iyi çiğnen yüzeyinde sindirim olayı gerçekleşir ve mide-barsak yübeyinde sindirim olayı gerçekleşir ve mide-barsak salgıları derine etki yapamaz. Amerikada çok sık rastlanan alerjilerin, besinlerin iyi çiğnenmeyişine ve iri parçalar halinde yutulması alışkanlığına bağ. Iı olduğu öne sürülmüştür.

Fakat sindirim bozukluğunun mekanik olmayan nedenleri de vardır; çoğu kez, beslenmede B vitaminlerinin azlığından oluşur. B-1, B-2 ve B-3 vitaminleri bu açıdan önemlidir. Barsak çalışmasının düzenli olması için B vitaminleri gereklidir.

Kuvvetli barsak kasları, içindeki kitleyi daha çok çalkalar ve sindirim salgılarıyla iyice karışmasını sağlar; sindirim fermentleri, en küçük besin parçasına etki yapma olanağı bulur. Sindirim salgısının yapısı için, protein ve B vitaminleri gereklidir. Mide asidi azlığından oluşan sindirim bozukluğu bir doktor tarafından iyileştirilmelidir.

Sindirim bozukluğundan yakınanlar, yedikleri besinlerin bir listesini çıkarmalıdırlar. Hamur işleri ve selülozlu besinler çoğunluktaysa, bunları daha iyi? Çiğnemeye ve biraz azaltmaya çalışmalıdırlar. Etler de iyice çiğnenir ve kıyma şeklinde kullanılırsa, proteinleri iyi sindirilir ve kana protein karışması önlenerek alerjik durumla karşılaşılmaz.

Sindirim bozukluklarının çoğunu, bilinçsiz beslenmeye bağlamak oldukça doğru bir düşüncedir. İzlenecek yol basittir:

  • Yavaş yavaş yeyiniz ve iyi çiğneyiniz.
  • Gerekenden fazla yemeyiniz.
  • Gevşeyiniz, sinirliyken yemeyiniz.

Son kural üzerinde biraz durmak isterim. Tam! bir sindirim, mutluluk kadar hiçbir şey yararlı olamaz. Sıkıntı ve gerginlik içindeyken kas ve sinirler normal uyarılara cevap verecek durumda değildirler. Ev yada işinde uğraşını sürdürürken bir yandan da aceleyle sandövicini yemeye çalışan insanı izlemekle, sindirim bozukluğunu başlangıcında görmüş olursunuz.

Beden rahatlığı önemlidir, fakat düşünsel rahatlık daha da önemlidir. Hiç kimse yemek sırasında ya da önce bir tartışma yapmamalıdır. Bütün üzüntülerinizi unutarak yemeye oturunuz. Sağlığınızı sürdürmeniz için yemek yemeniz, değer biçilemeyecek kadar önemlidir.

Şu anda sindirim bozukluğundan yakınan siz, hemen şimdi bir çaba harcamaya başlayınız. İlk olarak, yukarıda açıklanan 3 kurala uyunuz. Bir oturuşta daha az yemeye çalışınız; gerekirse, acıkınca birşeyler yersiniz. Bu konuda başarıyı,, daha az yemekle büyük ölçüde kazanırsınız. Son olarak, dinçlik kazandıran özel beslenmeyi bütünüyle uygulayınız. Tüm besin cevherlerini alrp almadığınızı denetleyiniz. Tüm beden sağlığınız, sindirim sisteminizin iyi çalışmasına bağlıdır.

Uzun Süre Televizyon İzlemenin Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Günlerinin büyük bir kısmında, televizyon izleyen çocuklarda birçok olumsuz etki gözlemlenmektedir. Bu olumsuzluklardan bir tanesi de gelişim geriliğidir.

Anne ve babalar, gün boyunca oldukça yorulmaktadır. Yorulan ebeveynlerin, çocuklarını biraz olsun sakinleştirmek için çözümleri genellikle onlara televizyon açmak olmaktadır. Bu sayede kendilerine dinlenme olanağı yakaladığını düşünen anne ve babalar, fark etmeden çocuklarını olumsuz etkilemiş olmaktadırlar.

Uzun Süre Televizyon İzlemenin Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri Nelerdir

Uzmanlar, özellikle 0-3 yaş döneminde küçük çocukların, uzun süreler boyunca televizyon karşısında vakit geçirmelerinin, onlarda gelişim geriliğine neden olduğunu vurguluyor. Televizyon izlerken pasif kalan çocuklar, yaşlarında göstermeleri gerekli olan birçok davranışı gösteremez duruma geliyorlar.

Televizyon izlemenin pasif bir etkinlik olduğu düşünüldüğünde, bu durum daha net algılanabilmektedir.  Hareketsizlik, küçük çocukların keşfetmesine ve öğrenmesine imkân tanınmamasına neden olmaktadır. Televizyon karşısında donuk kalan çocuklar, aynı zamanda beden etkinliği de yapamamaktadırlar.

Günün çoğunluğunu çizgi film seyrederek geçiren çocuklar, oluşturdukları hayal dünyasında yaşamaktadırlar. Bu hayal dünyasından sıyrılamayan çocuklar zamanla, etraflarında olan bitenle ilgilenmemeye başlarlar. Anne ve babasıyla göz kontağı dahi kuramayan çocuklar, onların verdikleri komutlarla da ilgilenmezler. Bir süre sonra, kendi etrafında dönerek, sallanarak veya değişik sesler çıkararak davranışlar sergileyen çocuklar panik yaşanmasına neden olur. Bu durum, otizmle karıştırılarak, çocuğun hasta olduğu kanısına varılır. Hâlbuki çocukta çok fazla televizyon izlenmesinden ötürü, gelişim geriliği bulunmaktadır.

Alınabilecek Önlemler Nelerdir

Tüm bu sebeplerden ötürü, özellikle 0-3 yaş dönemini televizyon seyrederek geçiren çocukların uzman yardımı alması gerekmektedir. Anne ve babaların bu konuda bilinçlenmeleri ve çocuklarının televizyon izleme saatlerini kısıtlamaları çok önemlidir. Çocukları bakıcı tarafından büyütülen anne babalarda da bu durum sıklıkla izlenebilmektedir. Kendisine dinlenme süresi kazandırabilmek adına, bakıcılar çocuğu televizyon karşısında bırakırlar. Bunun önüne geçilebilmesi için, bakıcıların ikaz edilmesi ve konuya disiplin getirilmesi önemlidir.

Çocuğun televizyon gibi teknolojik ürünlerden uzakta, sokak etkinliklerine katılması sağlanarak, doğada keşfetmesine ve öğrenmesine imkân sunulmalıdır. Sokakta, insanlarla sosyalleşen, oyun oynayan çocuklar sağlıklı gelişim gösterebilmektedirler.

 

 

Akdeniz’in Gizli Şehri Osmaniye

1996 yıllında Adana ilimizden ayrılıp il olma statüsüne kavuşan Osmaniye Akdeniz Bölgesinde yer alan Türkiye’nin 80. ilidir. Eski adı Cebelibereket olan Osmaniye’ye bağlı 7 ilçe, 9 belde ve 161 köy bulunmaktadır. Osmaniye ilinin ilçeleri; Toprakkale, Sumbas, Hasanbeyli, Kadirli, Bahçe ve Düziçi’dir. Osmaniye’nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Osmaniye’de gezilip görülecek birçok yer bulunmaktadır. Pek bilinmese de Akdeniz’in gizli kalmış bir şehri olan Osmaniye tatil yapmak için de tercih edilebilecek bir ildir. Tarihi ve doğal güzellik bakımından zengindir.

Osmaniye’de Gezilecek Yerler

Haruniye Kaplıcası

Osmaniye’nin Düziçi ilçesine bağlı ve ilçe merkezine 22 km mesafede bulunan düdüklü köyünde yer alan kaplıca manzara bakımından mükemmel bir yere sahiptir. Ruhsal açıdan  şifa bulabileceğiniz kaplıcanın hakkı İl Özel İdaresi’ne bağlıdır.

Genelde Arap turistlerin sık olarak uğradığı mekân olan kaplıca önceleri sadece yaz mevsiminde hizmet verirken günümüzde bütün yıl hizmete açıktır. 115 yatak kapasitesine sahip kaplıca suyunun sıcaklığı 32 derecedir. Kaplıca suyunun içerisinde kalsiyum, magnezyum, sülfür, sülfat ve bikarbonat yer almaktadır. Kaplıca suyu romatizma, deri hastalıkları, sinirsel hastalıklar, kadın hastalıkları, beslenme bozuklukları, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıkları gibi birçok hastalığa iyi gelmektedir.

Karaçay Şelalesi ve Mesire Yeri

Karaçay şelalesi Osmaniye merkeze 4 km mesafede yer alan saklı bir cennettir. 30 metre yükseklikten akan şelalenin sesinde huzur bulabilirsiniz.  Ayrıca şelale ile birlikte çam ağaçları da muhteşem bir manzara oluşturmaktadır.  Ayrıca şelalenin etrafında piknik yapacak güzel alanlar da yer almaktadır.

Ala Cami

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yer alan Ala Cami Roma dönemine ait bir yapıdır. M.S. 70’li yıllarda inşa edilen cami ilk inşa edildiği zaman manastır olarak inşa edilmişti daha sonra ise kilise eklenerek uzun bir süre manastır olarak hizmet vermeye devam etmiş.

Yapı Dulkadiroğulları Türkmen beyi, Alaüddevle’nin oğlu Sarı Kaplan döneminde cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. İsmi de Alaüddevle Camisi olarak değiştirilmiştir. Daha sonra ilçenin boşalmasıyla birlikte cami de terk edilmiştir. Cami 1865 yılında yeniden restore edilerek Ala Cami olarak faaliyete geçirilmiştir. Son olarak 2005 yılında başlayan restorasyon çalışmaları 2007 yılında tamamlanmıştır. Osmaniye’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi

Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı ve 22 km mesafede yer alan Kızyusuflu köyündedir. Hitit kralı Asativatas M.Ö 8.yy’da krallığını kuzeydeki vahşi kavimlere karşı korumak için bir kale yaptırmış ve kalenin ismi Asativatas olmuştur.

Daha sonra Asurlular tarafından ele geçirilen kale yakıp yıkılmıştır. 1946 yılında başlatılan kazı çalışmalarında birçok yapıya rastlanmıştır. Kazı sırasında birçok aslan başlı heykel bulunmuştur. Burada bulunan eserler kapalı müzede sergilenmek istenmiş fakat sayısı çok fazla olduğundan dolayı burası açık Hava Müzesi haline getirilmiş ve bulunan aslan başlı heykellerden dolayı da ismi Aslantaş olmuştur.

Kırmıtlı Kuş Cenneti

Osmaniye’de mutlaka görümesi gereken yerlerden biride Kırmıtlı Kuş Cennetidir. Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan kuş cenneti Osmaniye’ye 10 km mesafede yer alan Amanos dağlarının yüksek yerlerinde kurulmuştur. Burada yer alan 100’e yakın kuşun nesli tükenmek üzeredir. Bu kuşlar çoğalıp yok olmamak için önemli bir yere sahiptir.

Bütün kuş türlerinin yer aldığı bu kuş cenneti biyolojik çeşitliği bakımından zengindir. Kırmıtlı Kuş Cenneti sadece Osmaniye tarafından değil Türkiye tarafından da önemli bir yere sahiptir. Kuş seslerinin eşliğinde ve muhteşem manzara karşısında çok keyifli zamanlar geçirebilirsiniz.

Berke Barajı

Osmaniye ilinin Düziçi ilçesinde yer alan baraj Düdüklü Dağın eteklerinde bulunan Ceyhan Nehri üzerinde kurulmuştur. 1999 yıllında inşasına başlanan baraj 2002 yılında faaliyete geçirilmiştir. 201 metre yüksekliğine sahip olan baraj Türkiye’nin en yüksek dünyanın ise 16. Yüksek barajıdır. Osmaniye’ye gittiğinizde mutlaka görmelisiniz.

Toprakkale Kalesi

Bu kale Osmanlı’nın 10 km uzaklığında Toprakkale ilçesinin sınırında yer alıyor. Osmaniye, Adana ve Hatay 3 ilin buluştuğu kavşak noktasın da inşa edilmiş bir kaledir. Kalenin ilk yapılma amacı Çukurova ile Suriye’yi bağlayan yolu kontrol etmekti.  75 metrelik bir ovalık alan üzerine inşa edilmiştir. Bazı rivayetlere göre kale M.Ö 2000 yılların da inşa edilmiş.

Daha sonra, kale Harun Reşit dönemin de restore esilmiştir. Planı dikdörtgen şeklinde olan Toprakkale Kalesi Osmanlı da ismi değişikliğe uğrayarak Kınık Kalesi olmuştur. Şehrin dört bir tarafından görülen kale görkemiyle göz kamaştırıyor. Ayrıca kalenin 12 burca sahiptir.

Osmaniye Kent Müzesi

Osmaniye ilinde yer alan ve müze 1960 yıllarında Çamlık Tesisleri olarak kullanılmış daha sonra müzeye çevrilmiştir. Müze’nin ilk girişinde Hitit dönemini simgeleyen iki dev aslan heykeli yer almaktadır. Müzede gücün simgesi olan koçboynuzları da yer almaktadır.

Ayrıca müzenin bir tarafında terzicilik ve arasta çarşısı bulunurken diğer tarafında da fotoğraf çekimi ve Osmaniye’de unutulmaya yüz tutmuş meslekler yer almaktadır. Osmaniye Kent Müzesi Osmaniye’nin tarih boyunca bütün izlerini yansıtmaktadır. Osmaniye’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

Kastabala Şehri

Osmaniye il merkezine 15 km mesafede bulunan Bahçe Köyünde yer almaktadır. Antik kent durumunda olan Kastabala şehri günümüze oldukça iyi bir şekilde gelmiştir. Şehirde önemli olan iki yapı Sütunlu Caddesi ve beş bin seyirci kapasiteli tiyatrodur. Ayrıca bunların haricinde yer alan kilise, hamam ve mezarlar da Osmaniye’nin önemli tarihi yapılarındandır. Burada yer alan yapılar Osmaniye’nin tarihini aydınlatmaktadır.

Almanpınar Yaylası

Osmaniye ilinin Hasanbeyli ilçesine 4 km mesafede yer alan Osmaniye gezisinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Yolu asfalt olduğundan dolayı ulaşımı oldukça kolaydır. Yaz mevsiminde çok kalabalık bir nüfusa sahiptir. Buraya kamp kurmak için gelen birçok kişide bulunmaktadır. Şehrin kalabalığından sıkılanlar için bu yayla bir başka güzeldir.

Yeşilliği, muhteşem doğası, soğuk suyu ve serin havasıyla size muhteşem bir tatil keyfi yaşatacaktır. Almanpınar Yaylası bağ ve bahçelerin arasında yer almaktadır. ayrıca yaylada fırın, bakkal, lokanta ve kır kahvesi de yer almaktadır. Osmaniye’de Almanpınar Yaylasının haricinde Zorkun, Olukbaşı Beyoğlu, Savrun Gözü, Dokurcun ve Çığşar Yaylaları da mutlaka görülmesi gereken yaylalardır.

Akdeniz’in Şirin Kenti Mersin

Tarihi MÖ 6500’lere kadar dayanan Mersin’de tatil yapmak bir ayrıcalıktır. Tarih boyunca kentte Türkmenler, Ortodoks toplulukları, Rum göçmenleri, Arap Ortodoks cemaati gibi pek çok uygarlık bir arada yaşamıştır. Mersin aynı zamanda bir liman kenti olduğundan dolayı da ticari açıdan oldukça önemli bir yere sahiptir.

Mersin sadece doğal güzelliği ile değil tarihi dokusuyla da tatilcilerine birçok imkan sunmaktadır. Mersinde 9 tane mavi bayraklı plaj bulunmaktadır. Bu plajlardan özellikle Tarsus Plajı’na mutlaka gitmelisiniz. Deniz sezonu Mersin ve çevresinde mayıs sonunda açılıp, ekim ayı başında kapanmaktadır. Sizde güzel bir tatil için Akdeniz’in şirin kenti Mersin’i tercih edebilirsiniz.

Mersin’de Gezilecek Yerler

Kız Kalesi

Şehrin simgelerinden biri olan Kız Kalesi Mersin’e 60 km mesafede eyer almaktadır. Bu bölgedeki yerleşim M.Ö. 4. Yüzyıla dayanmaktadır. Bir adacık üzerine sarnıçlar ve lahitlerden oluşan kale, kıyıdan 500 m açıkta bulunmaktadır. Ünlü tarihçi Heredot’a göre bu kale Georges adında Kıbrıslı bir prens tarafından kurulmuştur.

Yedi Uyurlar Mağarası

Diğer adı ile Eshab-ı Kehf Mağarası olan ve Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul edilen Yedi Uyurlar Mağarası Tarsus İlçesi’nin kuzeybatısında yer almaktadır. Mağaranın üzerinde 1873 yılında Sultan Abdulaziz’in yaptırdığı camii yer almaktadır. 15 basamaklı merdiven ile mağaraya ulaşmak mümkündür.

Narlıkuyu – Cennet Cehennem Mağarası

Narlıkuyu’da yer alan Cennet-Cehennem Mağaraları bölgenin en güzel koylarında yer alan ve Mersin’de mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında yer almaktadır. Kalkerli arazinin çökmesi sonucu oluşan mağaraya 450 basamaklı merdiven ile inmek mümkün. Mağaranın içinde Hıristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul edilen Meryem Ana Kilisesi bulunmaktadır. Bu nedenle her yıl binlerce kişi mağarayı ziyaret etmek için Mersin otellerini dolduruyor.

Nusrat Mayın Gemisi

Boğaza döşediği mayınlarla savaşın gidişatını değiştiren Nusrat Mayın Gemisi, Çanakkale Zaferi’ne damgasını vurmuş ve önemli bir role sahiptir. Nusrat 1913 yılında Osmanlı donanmasına katılmış daha sonraki yıllarda ise yük gemisi olarak kullanılmaya başlanmıştır. senesinde Mersin Limanı’nda atıl durumda kalan ve uzun bir restorasyondan sonra Tarsus’ta sergilenen gemi ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Anamur Çayı

Toros Dağları’nın eteklerinden çıkarak Çatalyatak, Kızcağız ve Yellice tepelerinden geçip Akdeniz’e sularına karışan Anamur Çayı Mersin’in doğal güzelliğinin en önemli temsilcilerinden biridir. Anamur Çayının etrafında piknik yapmak için uygun alanlar bulunmaktadır. Ayrıca çayın serin sularında yüzebilir, alabalık restoranında alabalık yiyebilir, hatta farklı bir deneyime sahip olabilme için kendi balığınızı kendiniz tutabilirsiniz.

Tarsus Şelalesi

Tarsus ilçesi sınırlarında yer alan Tarsus şelalesi adını içerisinde bulunduğu ilçeden almıştır. Mersin’in en güzel mesire yerlerinden biridir. Berdan Nehri’nin birkaç metre yüksekliğinden dökülen sulardan oluşan şelale, Roma döneminde nekropol olarak kullanılıyormuş. Şelalenin etrafında Roma döneminden kalma kayalara oyulmuş mezarlar yer almaktadır.

Ilısu Şelalesi

Mersin’in doğa harikalarından biri olan Ilısu Şelalesi Gülnar ilçesinde yer almaktadır. Şelalenin suları 70 metre yükseklikten dökülmektedir. Şelale sadece manzarası ile değil aynı zamanda çıkardığı ses ve yaydığı serin havasıyla da yazın sıcağından bunalanlar için ferah ve huzurlu bir atmosfer sunmaktadır.

Olba Antik Kenti

Mersin’in Silifke ilçesinde yer almaktadır. Örenköy’de yer alan kalıntılar, antik dönemde Olba Krallığı’nın merkezi olarak biliniyor. Olba Antik Kenti de dönemin en önemli ticaret kentlerinden biridir. Kentte günümüze kadar ulaşmış kral mezarları, su kemeri, nekropol, çeşme binası, lahitler, evlerin kalıntıları, tiyatro yer almaktadır.

Limonlu Çayı

Erdemli sınırları içerisinde yer alan Limonlu Çayı Mersin’deki doğal güzelliklerden biridir. Aksıfat ve Eldilek derelerinin birleşmesiyle oluşmaktadır. Limonlu Çayının suları Akdeniz’e dökülmektedir. Çayın etrafında tesisler ve mesire alanı bulunmaktadır. Çay suyunun sesinde ve ferahlığında huzur bulabilirsiniz.

Plajlar

Mersin’in sakin ve huzurlu plajlarında, keyfini kalabalıktan ve gürültüden uzakta deniz ve güneşin keyfini çıkartabilirsiniz. Akdeniz’in muhteşem sularında yüzmek için ideal plajlar yer almaktadır. Bu plajlardan bazıları Kapızlı Halk Plajı, Aydıncık Plajı, Taşucu Plajı, Susanoğlu Plajı, Soli Turistik Tesisleri, Kızkalesi Halk Plajı en güzel plajlar arasında yer almaktadır. Halk plajı kullanmak istemeyenler için Mersin Otelleri’nin kendine ait özel plajları bulunmaktadır.

Akçakıl Koyu

Silifke sınırları içerisindeki Taşucu’nda yer alan Akçakıl Koyu Mersin’in en güzel koylarından biridir. İlçe merkezine 12 km mesafede yer almaktadır. Bu muhteşem koy, çam ağaçları ile çevrili sakin ve huzurlu bir kıyı atmosferine sahiptir. Koyun sahili ince çakıl taşlarından oluşmaktadır. Koyun suları serin ve giderek derinleşen bir özelliğe sahiptir. Akçakıl Koyu kalabalık beach club gibi gürültü ve karmaşadan uzak bir tatil için oldukça ideal bir yerdir.

Mersin’de gezilip görülecek daha birçok yer bulunmaktadır. ve Aydıncık İlçesi’nde bulunan farklı yapısı ile ilgi çeken Anıt Mezar, Kırıkkaşık Bedesteni, St. Paul Kuyusu ve Kilisesi bölgede yer alan onlarca tarihi eserden sadece birkaçıdır.

Mersin deyince yemek olarak ilk akla tantuni gelmektedir. Mersin’e gelmişken tantuni yemeden, üzerine ceviz ve özel bir krema ile hazırlanan kerebiç tatlısını tatmadan, sevdikleriniz için hediyelik cezerye tatlısı almadan dönmeyin.