Böbrek Yetmezliği

Böbreklerimiz vücudumuzun her iki böğür kısmında her biri 100-150 gr ağırlığında 11-13 cm uzunluğunda ve 3 cm genişliğinde fasulye şeklinde yer alan organlarımızdır. Anne karnından hayatımızın nihayete erdiği zamana sessiz sedasız sürekli çalışan böbreklerimizin vücudumuzda ağırlığına göre en fazla kanlanan organ olduğunu birçoğumuz bilmeyiz.

Öyle ki kalbimizden atılan kan hacminin %20 sinin gideceği yer böbreklerimizdir. Peki sadece 100-150 gr olmasına rağmen niçin kanımızın önemli bir kısmı böbreğe gider? Bu soruyu böbreğimizin görevleri nelerdir? Şeklinde başka bir şekilde de sorabiliriz. Böbreklerimizin görevlerini maddeler halinde kısaca açıklayalım:

1) Vücudumuzdaki tuzun az veya fazla olması halinde tuz dengesini sağlamak

2) Gerektiğinde suyun atılımını veya tutulmasını sağlayarak su dengesini sağlamak.

3) Vücudumuzda meydana gelen olaylar sonucunda açığa çıkan zararlı (üre

gibi) maddelerin atılımını sağlamak

4) Kan üretimi için gerekli olan eritropoetin adlı hormonun üretimini (%90-

95’i böbreklerde yapılır) yapmak

5) D vitaminini aktif hale getirerek kullanılmasını sağlamak

6) vücudumuzun asit-baz, sıvı elektrolit (potasyum, mağnezyum, fosfor, hidrojen) dengesini sağlayarak hayatın idamesini sağlamak

7) Aldığımız ilaç gibi maddelerin yıkımını sağlamak

8) İnsülin gibi bazı hormonların yıkımını sağlamak

Böbrek yetmezliği veya hasarı durumunda vücudumuzda yukarıda belirtilen işlevler yapılamaz ve hayati tehlikeye varan önemli sorunlar ortaya çıkar.

Böbrek Yetmezliği veya Hasarının Nedenleri Nelerdir?

Böbrek yetmezliği kısaca böbreklerimizin fonksiyonlarını yapamamasıdır. Nedenleri,

1- Şeker (diyabet)  Hastalığı: Dünyada ve ülkemizde böbrek yetmezliğinin en sık nedenidir. Şeker hastalığı, böbrek üzerinde aşırı çalışmaya neden olarak (şeker hastaları bundan dolayı sık sık idrar çıkar), şeker ve şekerin yıkılması sonucu ortaya çıkan bazı maddelerin böbreğin yapısında meydana getirdiği direk hasara bağlı olarak böbreği bozar.

2- Glomurülonefritler: Böbrek yetmezliğinin diğer bir nedeni glomerülonefrit diye adlandıran hastalıklardır. Böbreğin fonksiyon gören en küçük yapı taşı (iki böbrekte yaklaşık 2 milyon kadar bulunan) nefron diye adlandırılan birimdir. İşte bu nefronda meydana gelen hasarlr böbrek yetmezliğine neden olabilir.

3- Polikistik Böbrek Hastalığı: Böbrekte kistlerin varlığı ile seyreden Polikistik böbrek hastalığı diğer bir böbrek yetmezliği nedenidir. Bu kistler yaşa ve kist sayısına bağlı olarak bazen böbreği aşırı derecede büyütebilir ve zamanla böbrek yetmezliğine neden olur.

4- Taş: Böbrek taşları taşın özelliği, sayısı ve böbrekteki yerine göre böbrek yetmezliğine neden olur.

5- Vücudumuzun başka organ ve sistemlerinde oluşan hastalıklarda böbrek yetmezliğine neden olabilir. Mesala karaciğer yetmezliği, kalp yetmezliği, hipertansiyon, romatolojik hastalıklar böbreği etkileyerek böbrek yetmezliğine neden olur.

6- İlaçlar: Sık sık kullanılan ağrı kesici ilaçlar, bazı antibiyotikler böbrek yetmezliği nedenleri arasındadır.

7- Tansiyon yüksekliği: Böbrek yetmezliğine neden olan en sık nedenlerden biri tansiyon yüksekliğidir.

Tüm bu nedenler, bazen böbreklerimizin süzme fonksiyonunda ani (akut) veya uzun süre içinde (kronik) azalma şeklinde, bazen böbreklerimizin tutması gereken ve vücudumuz için gerekli olan maddeleri (albümin gibi)  tutamaması şeklinde, bazen de başka hastalıkların böbreği etkilemesi ile  böbrek yetmezliğine neden olur.

Böbrek Yetmezliği ve Hasarında Ortaya Çıkan Şikayetler

Böbreklerinizde yetmezlik veya hasar oluştuğunda ne gibi şikâyetleriniz olur? Bu tamamen altta yatan hastalığa göre değişir. Fakat en ilginç olanı şikâyetlerin direk böbrek ile ilgili olmamasıdır. Yani genelde böbreklerimizde ağrı, sızı vb. gibi şikayetler olmaz ( taş,çok büyük kistler ve böbrek iltihabı gibi durumlar hariç).

Ani oluşan böbrek yetmezliklerinde şikayetler idrarda azalma, koyu-et suyu renginde veya kanlı idrar çıkarma, yüzünde şişme, tansiyonda yükselme, bulantı kusma iştahsızlık gibi şikayetler oluşur

Zamanla gelişen böbrek yetmezliğinde ise şikâyetler tamamen farklıdır. Bunda şikayetler gece idrara kalkma ile başlar. İnsanoğlu normalde geceleri idrara kalkmaz. Eğer geceleri idrara çıkıyorsanız ya böbrek yetmezliği, ya prostat büyüklüğü yada kalp yetmezliğiniz vardır! Diğer yandan böbrek yetmezliği sonucunda oluşan kansızlığa bağlı halsizlik, bulantı, kusma, iştahsızlık, dikkat dağılması, deride renk değişikliği gibi şikayetler görülür.

Böbreklerinde protein kaçağı olan hastalar ise genelde özellikle ayaklarından başlayıp vücudunun üst bölümlerine doğru yayılan şişlik , idrar yaparken idrarda aşırı köpürme gibi şikayetler oluşu.

Böbrek Yetmezliği Açısından Kimler Test Yaptırmalı?

Ailenizde böbrek hastası (özellikle kistlere bağlı böbrek yetmezliği)

Şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği veya romatizmal hastalığınız varsa

Vücudunuzda döküntü, idrarda azalma, idrarda kan görme, Ayaklarınızda ve vücudunuzda şişme varsa

Böbreklerinizde taş varsa

Böbrek Yetmezliğinin Tespitinde Hangi Testler Yapılır?

Böbrek yetmezliği için en sık kullanılan test kanda kreatinin bakılmasıdır. Diğer yandan idrarın biyokimyasal ve mikroskop altında incelendiği mikroskopik analizide yapılır. Bazı durumlarda 24 saatlik idrar toplanarak böbrek fonksiyon testini ölçmek gerekebilir. Yine altta bir hastalıktan şüphe duyuluyorsa ona göre birçok test yapılabilir. Şikâyetlerinize göre doktorunuz sizi yönlendirecektir.

Böbrek Yetmezliğinde Tedavi Seçenekleri

Böbrek yetmezliği ve hasarında tedavinin 3 amacı vardır. Bunlar

1- Böbrekte hasara neden olan durumun tedavi edilerek böbrekte kalıcı hasarın engellenmesi. Buda böbreği bozan esas tedavi edilmesi ile olur.

2- Tedavide ikinci amaç yakalanılan hastalıklara bağlı olarak böbrekte kalıcı hasar oluşmuşsa, bu hasarın hastayı son dönem böbrek yetmezliğine ilerlemesinin önlenmesi ve olabildiğince geciktirilmesidir. Bu aşamada verilen ilaçların veya tavsiyelerin amacı direk böbrek sağlığınızı eski haline getirmek değildir. Burada ki amaç böbrek yetmezliğinden dolayı vücudumuzun gerçekleştiremediği görevlerin ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışılmasıdır.

Fakat bu aşamada hastaya çok önemli görevler düşmektedir. Mesela tuz alımını günde 6-7 gr sofra tuzunu aşmayacak kadar azaltılması, doktorun tavsiyesine göre sıvı alımını kısıtlaması veya nadiren de olsa arttırması, tansiyonunu kontrol altında tutma yönünde azami gayret göstermesi, böbreğe zararlı ilaçları kullanmaması, ilaç kullanması gerektiğinde hekime böbrek hastalığının olduğunu mutlaka bildirmesi gibi.

3- Her ne kadar halk arasında böbrek yetmezliği ölüm ile özdeşleştirilse de, günümüzde son dönem böbrek yetmezliği gelişmesi durumunda hayatımızı idame etmeye yarayan tedavi seçenekleri vardır. Böbreğin işlevlerini yerine koyma tedavisi (renal replasman tedavisi) denilen bu tedaviler; kan diyalizi (hemodiyaliz), karın diyalizi (periton diyalizi) ve böbrek naklidir.

Hemodiyaliz vücudumuzdaki kanın bir makineden geçirilerek zararlı maddelerden temizlenmesi, böbrek yetmezliğinden kaynaklanan eksik maddelerin kana verilmesi ve sonrasında tekrar vücuda verilmesi olarak tarif edilebilir. Hemodiyaliz işleminde hasta haftada 2-4 kez hastaneye gider ve ortalama 4 saat diyalize girer.

Periton diyalizi yada karın diyalizi olarak bilinen tedavinin hemodiyalizden farkı, hemodiyalizde kanın temizlenme işini makine yaparken karın diyalizinde bu makinenin işini karnımızın iç organlarını saran periton zarı yapar. Bu tedavide hasta karnına yerleştirilen bazı ekipmanlar aracılığı ile karnına bazı özel sıvılardan koyup alma suretiyle hayatını idame ettirir. Hasta bu işlemler için hastaneye gelmek zorunda değildir.

Hastaların sağlığı ve konforu açısından en iyi tedavi ise böbrek naklidir. Fakat şunu unutmamak lazımdır ki böbrek nakli her zaman her hastaya yapılamamaktadır. Maalesef bazı hastalıklardan kaynaklanan böbrek yetmezliğinde böbrek nakli yapılması hastalığın nakil edilen böbrekte de tekrarlanmasına neden olabilmektedir. Yine böbrek nakli her zaman güllük gülistanlık bir hayat vaat etmez. Takılan böbreği vücudun kabul etmesi vb. gibi nedenlerden dolayı verilen ilaçlar bile belli başına hastada bazı sorunlara neden olabilmektedir. Yine de böbrek nakli bu üç tedavi içinde hasta sağlığı ve konforu açısından en güzel tedavi seçeneğidir.

Unutmamak lazım ki hiçbir tedavi organlarımızın işlevlerini tam olarak karşılayamaz. Birçok hayati fonksiyonu olan böbreklerimizi korumak için bize düşen görevler var mıdır? Böbreklerimizin sağlığını bozan nedenlerden bazıları irademiz dışında veya yapısal (genetik) nedenlerden kaynaklansa da bazı önemli konulara dikkat ederek böbreklerimizin bozulmasını önleyebilir veya böbreklerimizde bir şekilde bozulma olmuşsa bozulmanın ilerlemesini engelleyebiliriz:

Aşırı tuzdan sakınalım

Vücudumuzun günlük tuz ihtiyacı sofra tuzu şeklinde 6-7 gr’dır (3-3,5 gr sodyum). Bunun üzerinde tuz alımı sağlığımız açısından gereksiz hatta zararlıdır. Yüksek devirde sürekli çalışan motorun zamanla yıpranmasını misal verecek olursak, üzerinde aşırı tuz böbrekleri sürekli aşırı olarak çalıştırır. Buda zamanla böbreklerimizin yapısını bozar.

Tansiyonumuza dikkat edelim

Tansiyonu yüksek olan hastaların tuzdan uzak durması gerektiğini hepimiz duymuşuzdur. Aşırı tuz belli başına böbreğimizi yıpratır, diğer yandan tansiyonun gelişmesine katkıda bulunur, var olan yüksek tansiyonun kontrol edilmesini güçleştirir. Yüksek tansiyon ise yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi böbreklerimizi aşırı derecede çalıştırarak yıpratan en önemli faktörlerdendir.

Her gün ağrı kesici almayalım

Böbreklerimizi bozan diğer bir neden, ağrı kesici ilaçların bilinçsizce sık sık kullanılmasıdır. Birçok nedenden dolayı böbreklerimizin bozulmasına neden olurlar. Siz siz olun her başınız, beliniz, sırtınız vb ağrıdığında ağrı kesici almayın.

Böbreğin bozulmasının en sık nedeni olarak şeker hastalığı

            Böbrek bozukluğunun en sık nedeni dünyada ve ülkemizde şeker hastalığıdır. Özellikle ailemizde (anne baba,)  şeker hastalığı varsa, kilomuz fazla ise, şeker düşündürecek şikayetler (çok su içme, sık idrar çıkma, vb.) mutlaka şeker hastalığı yönüyle doktora başvurmakta yarar var. Şeker hastalığınız var ise şekerin böbreklerinizi bozmaması için mutlaka doktor kontrolünde olmanızda yarar var.

Böbreklerimizin vücudumuz için çok kıymetli, olmazsa olmaz organlarımızdan olduğunu göz önünde bulundurarak yukarıda bahsettiğimiz davranışları yapmamız halinde böbrek sağlığımıza önemli katkılarda bulunacağımızı unutmayalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir